facebook    twitter

Üye Giriş Formu



Ara

Yayınlarımız

İş Hukukunda Gündem Gazetesi

Gazeteye Abone
Olmak İçin Tıklayınız

basindabiz

İş Birliği Yaptığımız Kuruluşlar



Grev Oylaması
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
I- GİRİŞ
Grev, iş sözleşmesi gereğince işverene bağımlı olarak çalışan işçilerin, gerçekleştirmek istedikleri bazı hedeflere ulaşmak için işverene baskı yapmak amacıyla usulünce sendika tarafından alınmış bir grev kararına uyarak çalışmamaları iradi ve toplu olarak işi bırakmalarıdır. Yakın zamana kadar grev suç sayılmakla birlikte günümüzde işçilerin temel hakları arasına girmiş olup anayasal güvence kapsamındadır. Grev hakkı sayesinde işçilerin iş sözleşmesinden doğan iş görme borçlarını yerine getirme zorunluluğu ortadan kalkmaktadır.  Grev işyeri ve işverene zarar verici nitelikte olmasına rağmen niteliği gereği işverene işçilerin iş sözleşmesini feshetme imkanı tanımamaktadır. İşçilerin iş sözleşmelerinden doğan hak ve borçları grev sonuna kadar askıda kalmaktadır. Grev hakkı kanunen korunmakla birlikte kıdem tazminatı hesaplamasında grevde geçen sürelerin dikkate alınmaması hususu bu hakkın amacına ters düşmekte olup bu hakkı kısıtlayıcı niteliktedir.
Greve karar verme yetkisi TSGLK ‘ye göre toplu iş sözleşmesi yetkisine sahip bulunan sendikaya aittir. Uyuşmazlık halinde işçi sendikası kanunun 27. maddesindeki usule göre grev kararını işçilere danışmadan alabilmektedir. Grevden greve katılan veya katılmayan işçiler, işveren ve toplum, ekonomik ve sosyal bakımdan etkilenmektedir. Grev sırasında çalışmak isteyen işçiler ancak işveren kabul ederse çalışabilirler. İşyeri çalışamaz hale gelirse çalışmak isteyen işçileri işverenin çalıştırmasına olanak kalmayabilir. Ayrıca imzalanacak toplu iş sözleşmesinden kural olarak greve katılmayan işçiler yararlanamayacaktır. Lokavt durumunda bundan bütün işçiler etkilenecektir. Bütün bu durumu dikkate aldığımızda işçinin alınan grev kararına müdahale hakkının önemini görebiliriz. TSGLK m. 19 da düzenlenen grev oylaması yolu ile işçilerin grevi engellemelerine olanak tanınmıştır.
Kolektif bir mücadele silahı olarak, işçilere tanınan grev hakkının kullanılması ya da kullanılmasının sürdürülmesi için, işçilere hukuk sistemlerinde iradelerini oyla açıklama olanağı verilmiştir. Bundan amaçlanan, klasik demokrasinin ana öğelerinden biri olan çoğunluk iradesine saygı ilkesini bu hakkın kullanılmasında geçerli kılmaktır.
Bu ödevimizde grev kararı alınması durumunda bunu istemeyen işçilerin salt çoğunluğu oluşturmaları halinde greve engel olmalarına imkan sağlayan grev oylamasını inceleyip Yargıtay kararlarına değineceğiz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus grev oylaması grev yapılması için şart değildir. Kanunda belirtilen talep oranında işçinin isteği üzerine grev oylaması yapılmak zorunda olup oylama yapılmadan uygulanan grev kararı kanun dışı sayılır.
II- GREV OYLAMASI
Grev oylaması, varlığını grev hakkına borçlu olan demokratik bir kurumdur. Grev oylamasına greve karar verme aşamasında başvurulabileceği gibi başlamış bir grevin devam edip etmemesi hususunda da başvurulabilir. Bu nedenle grevin başlatılması ya da sürdürülmesi konusunda gizli oyla işçilerin iradesine başvurma biçiminde tanımlanabilir. Grev oylaması ile işyerlerinde yapılacak grevlerde azınlığın çoğunluğa, kendi iradelerini zorla kabul ettirmeleri sakıncasının önüne geçilir.
Grev kararının alınmış olması grevin mutlaka yapılabileceği, ya da grev kararının kesinleştiği anlamına gelmez. Hukukumuzda grev oylaması grev kararı alındıktan sonra grev kararının ilan edildiği tarihte işyerinde çalışan işçilerden en az dörtte birinin talebi üzerine gerçekleşmektedir. Bu durumda grev oylamasının neticesine kadar grev kararı kesinleşmez.
Grev oylaması zorunlu olmayıp tamamen işçinin serbest iradesine bırakılmıştır. Grev oylaması istendikten sonra bu prosedürün sonuna kadar işletilmesi ve grevin, oylamanın sonucuna göre yapılması gerekir. Ancak bu yola gitmek işçilerin iradesine bağlı olup oylama isteminde bulunulmaması ya da kanundaki nisaba uygun bir istemin yapılmaması halinde oylama yapılmaksızın grev uygulaması aşamasına geçilir. Yani grev oylaması grevin yasallığını sağlayan bir önkoşul değildir.
III- KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA GREV OYLAMASI
Grev oylaması değişik ülkelerde farklı düzenlemelere tabidir. Grev oylamasında üç sistem vardır. İşçilerin ve/veya sendikaların grev oylamasına başvurmadan grev uygulamasına geçebildiği sistem (örneğin Fransa, ABD.), grev kararı almak isteyen sendikanın öncelikle işçilerin oyuna başvurmak zorunda olduğu sistem (örneğin Almanya, İngiltere, Meksika) ve bizimde dahil olduğumuz grev kararının serbestçe alınabildiği ancak işçilerin bir kısmının grev oylaması talep ederek bunun uygulanmasını engelleyebildiği ilk iki sistemi telif eden karma sistemdir.
Amerika’da grev oylaması kanunla düzenlenmemiştir. Uygulamada sendikaların grev kararı almadan önce üyeleri arasında oylama yaptığı görülmektedir. Toplu pazarlığın başından itibaren oylamaya başvurmayı engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığı için sendikalar oylamadan bir toplu pazarlık taktiği olarak yararlanmakta ve grevlerin başarı şansını artırmayı ve işveren üzerinde baskı oluşturmayı amaçlamaktadır.
İngiltere’de grev oylaması ilk defa 1971 yılında kanunla düzenlenmiştir. Grev oylaması için bizim kanunumuzda öngörülen bir işçi sayısı koşulu İngiltere’de yoktur. Sendikanın başlattığı veya desteklediği her grevde üyelerinin oyuna başvurması zorunlu olup aksi durumda yaptırımlar mevcuttur. Grev oylamasına gidilmeden önce bütün barışçı çözüm yolları denenmiş olmalıdır.
Almanya’da grev kararını sağlayan oylama kanunla düzenlenmemiş sendika tüzüklerine bırakılmış uygulamada ve Yargıtay kararlarında kabul görmüştür. Sendikaların tümü tüzüklerinde grev oylamasına yer vermiştir. Alman Yargıtay’ına göre barışçı çözüm yolları tüketilmeden yapılan her grev dirlik borcuna aykırı ve yasa dışıdır. Bu nedenle toplu görüşmeler ve uzlaştırma sona ermeden grev oylamasına başvurulamaz.
Fransa’da grev oylamasına başvurulursa da olur başvurulmasa da. Greve sendikalar veya işçiler arasındaki bir topluluk tarafından karar verilebilir. Bu konuda yasal düzenleme yoktur. Grev oylaması bir ön koşul olmayıp grev uygulamasına başvurmamak grevin hukuksallığını etkilemez.
Danimarka’da uzlaştırma-arabulma sistemi vardır. Uzlaştırıcı, taraf talepleri arasındaki farkın asgari düzeye indiği kanısına varırsa, çözüm önerisini tarafların üyelerinin oyuna sunma yoluna gidebilir. Bu durumda işçiler tarafından çözüm önerisi oylanır.
Yunanistan’da kanunla düzenlenmiştir ancak bir önkoşul değildir. Bazı istisnai durumlarda sendika üyelerinin oyuna önceden başvurulması zorunludur. Bunlar da sendika birinci düzey örgüt sınıfına giriyorsa grev kararını genel kurulda almalıdır. Büyük ölçekli kamu hizmetlerinde ve kamuya ait banka ve sigorta şirketlerinde bazı durumlarda grev oylamasına gidilmesi zorunludur.
Filipinlerde kanunla düzenlenmiştir ve ancak toplu çıkar uyuşmazlıklarında ve arabuluculuk sürecinden geçilerek greve gidilebilir. Zorunlu oylama söz konusudur.
Meksika’da kanunla düzenlenmiş olup çoğunluğun evet demesi ile greve gidilir. Grev oylaması, grevin yapılmasını sağlayan oylamadır. Grev oylaması grev kararı alındıktan sonra sendika üyesi olan olmayan tüm işçilerin katılımıyla yapılır.
IV- TÜRKİYE’DE GREV OYLAMASI
Grev oylaması 1961 Anayasası ve 1982 Anayasasında güvence altına alınmıştır. 1982 Anayasası m. 54 de “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler şeklinde düzenleme mevcuttur.
TİSGLK grev kararını toplu iş sözleşmesini yapmaya yetkili sendikaya tanımıştır. Burada uyulması gereken bir prosedür vardır. Yetkili sendika arabuluculuk süresi sonunda arabulucu tarafından düzenlenen ve uyuşmazlığın çözülemediğini belirten tutanağın tebliğinden itibaren altı işgünü geçmeden grev kararı alamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra taraf sendika greve gitmek istiyorsa mutlaka altı işgünü içinde grev kararı almak zorundadır. Aksi takdirde yetki belgesinin anlamı kalmaz. Alınan grev kararı, karar tarihinden itibaren altı işgünü içinde karşı tarafa tebliğ edilmek üzere notere ve kararın birer örneği görevli makama tevdi edilir. Grev kararı işyerinde veya işyerlerinde kararı alan sendikaca derhal ilan edilir.
Grev kararı, karşı tarafa tebliğinden itibaren altmış gün içinde ve karşı tarafa noter aracılığı ile altı işgünü önce bildirilecek tarihte uygulamaya konabilir. Ancak kanun burada işçilere greve müdahale olanağı tanımıştır. Gerek 275 gerek 2822 sayılı Kanuna göre grev oylaması, grevin yapılması için değil yapılmaması için başvurulan oylamadır. Yani işçiler grevin yapılmaması için oylama yapabileceklerdir. Bu oylama bütün işçilerin katıldığı oylamadır. Yeterli sayıda işçi tarafından yazılı olarak grev oylaması için başvurulmuşsa bu başvuru sonuçlanmadan grev yapılamaz.
V- GREV OYLAMASININ ANAYASA’YA AYKIRILIĞI SORUNU
Grev oylamasının grev hakkının kullanılmasında işverenin işçilere baskı yapma yolunu açacağı ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 1967 yılında verdiği karar ise bu düşüncenin aksi yönündedir. Grev oylaması sendikanın, işçilerin çoğunluğunun isteğine aykırı bir karar vermesini önlemek amaçlı olup demokratik bir uygulamadır. Oylamayı gözetleyecek olan memurun ve en büyük mülkiye amirinin alacağı tedbirlerle işverenin işçilerin üzerinde olumsuz etkide bulunması olanağı ortadan kaldırılabilir. Bu sebeplerle grev oylaması hükmünün sendikaların tüzüklerine bırakılmayıp kanunda yer almasının grev yapılmasını zorlaştıracağı ve işçilere baskı yapılmasına yol açacağı ve bundan ötürü Anayasa’ya aykırı olduğu kabul edilemez gerekçesiyle bununla ilgili dava reddedilmiştir.
Bu kurum çoğunluğun istemediği bir grevin uygulanmasını önlediği gibi, sendikayı da grev kararı alırken daha dikkatli olmaya ve uyuşmazlığı barışçı yoldan çözmeye sevkeder.
Grev oylaması toplu pazarlık bakımından olmazsa olmaz bir kurum olmamakla birlikte, sendikanın grev kararı almadan önce üyelerinin görüşünü alması, sendika içi demokrasinin sağlanması bakımından faydalı olacaktır. Gerçekten kanundaki düzenlemeye bakıldığında demokratik bir katılım mekanizması gibi gözükmektedir. Ancak oylamanın grev kararından sonra yapılması ve buna tüm işçilerin katılması dikkate alındığında, bunun işverenler tarafından kötüye kullanılması söz konusu olabilecektir.
2822 sayılı Kanun m. 25 uyuşmalık ayrı ayrı işverenlere ait birden çok işyerini kapsasa bile grev oylaması yönünden her işyeri ayrı ayrı dikkate alınır. İşyerinin tamamlayıcı durumunda asıl işyeri ile ilgili satın alma, gümrük, nakliye, depolama gibi işlerin yürütüldüğü yerler de farklı işkolunda ayrı bir işyeri olarak mütalaa edilmez, asıl işyeri ile birlikte tek bir işyeri olarak ele alınır.
VI- GREV OYLAMASININ KOŞULLARI
Kanunun 35. maddesinde grev oylaması için gerekli koşullar düzenlenmiştir.
1- Kanuna Uygun Olarak Alınmış Bir Grev Kararı
İlk olarak grev oylamasına gidebilmek için işçi sendikasınca kanuna uygun bir grev kararı alınmış olmalıdır.
Grev oylamasına yalnızca yasal grev halinde gidilir. Grev yasağı bulunan iş ve yerlerde, geçici yasaklar süresince Bakanlar Kurulu’nun belirlediği işyerlerinde grev oylaması yapılamaz Ayrıca karar verilmiş bulunan bir yasal grev Bakanlar Kurulu’nca ertelendikten sonra da grev oylaması istenemez ve istenmiş olan grev oylaması da yapılamaz.
2- Belli Oranda İşçinin Yazılı Grev Oylaması Talebi
275 sayılı kanunun 23. maddesine göre grev oylamasına işyerinde çalışan işçilerin üçte biri tarafından yazılı olarak istekte bulunulması halinde başvurulur. Grev oylaması yeterli sayıda işçi tarafından istenmişse grev oylaması yapılmadan grev uygulanamaz. Burada grev oylaması geçerli talep halinde grevi geciktiren veya engelleyen bir süreçtir. Ancak grevden önce gerçekleştirilmesi gerekli bir yol değildir.
2822 sayılı kanunda işyerinde çalışan işçilerin en az dörtte birinin yazılı olarak oylama talebinde bulunması hükme alınmıştır. Bu dörtte bir oranla grev oylaması bir ölçüde kolaylaştırılmış dolayısıyla grev uygulaması biraz daha zorlaştırılmıştır. Talep olmazsa oylama yapılamaz.
Grev oylamasını isteme hakkı yalnızca işçilere tanınmıştır. İşverene, işveren olarak kabul edilen 2821 sayılı Kanun’daki işletmenin tamamını sevk ve idareye yetkili işveren vekili ile 2822 sayılı Kanuna göre işyerinde işveren vekili durumunda olan ve toplu iş sözleşmesinde veya toplu görüşmede temsilci sıfatı ile taraf olarak hareket eden kişilere grev oylaması isteme hakkı tanınmamıştır. Fakat bunların dışında kalan ve işverene bir hizmet akdi ile bağlı olarak çalışan ve aynı zamanda işvereni temsil yetkisini haiz olduğu için İş Kanunu açısından işveren vekili sayılan işçiler, grev yapabilecekleri gibi, grev oylaması da isteyebilirler; grev oylamasına da katılabilirler. Oylama isteyebilmek veya oylamaya katılabilmek için sendikanın üyesi olmak gerekmez. İşyerinde grev kararı alan sendika üyesi olan ve olmayan bütün işçiler grev oylaması isteyebilirler ve yapılacak oylamaya katılabilirler. Bu işçilerin tam ya da kısmi süreli çalışıp çalışmamaları önemli değildir. Asıl olan işçilerin o işyerinde çalışıyor olup olmamalarıdır.
Grev oylamasına işyerinde çalışan işçilerin tamamının katılması, sendikalı sendikasız ayrımının yapılmaması özellikle işçi sendikaları tarafından tenkit edilmektedir. Gerekçe olarak da sendikanın almış olduğu bir grev kararını, sendika üyesi olmayanlarca oylamaya götürülmesinin haksız olduğu ileri sürülmektedir. Ancak grevin işyerinde çalışan bütün işçileri etkileyeceği göz önüne alınırsa, sendika üyesi olmayan işçilerin de bundan etkilenebilecekleri, grev süresince işverence çalıştırılamayabilecekleri ve risk altına girecekleri göz önüne alınırsa, onların da grev kararında etkili olmalarını anlayışla karşılamak gerekmektedir. Çünkü grev halinde işveren çalışmak isteyen işçileri çalıştırabilir. Ancak çalıştırmak istemezse yapılabilecek bir şey yoktur.
Alt işverenin işçileri de asıl işverenin işyerinde yapılacak grev oylamasında hesaba katılmazlar. Gerek grev oylamasını talep edecek gerekse oylamaya katılacak işçilerin sayısının tespitinde kanun açıkça grev kararının ilan edildiği tarihte o işyerinde çalışan işçilerin göz önünde bulundurulacağını belirtmiştir.
Grev oylamasına ilişkin oranların hesabında, grevin ilan edildiği tarihte işçinin hasta olması, izinli olması ya da işverenin başka bir işyerinde çalışıyor olması, bunların dikkate alınması bakımından fark yaratmaz. Çünkü iş sözleşmesi yürürlüktedir. Yargıtay kararında; “İşyerinde grev oylamasına katılan 53 işçiden 26’ sı greve evet, 27’si ise hayır anlamında oy kullanmışlardır. İşyerinde 55 işçi çalışmaktadır. Bunların birisi 12 yaşında çocuktur. Bir işçi de izinli olduğu için grev oylamasına katılmamıştır. 12 yaşındaki işçinin yaşı sebebiyle oylamaya katılmaması ve nisabın nazarında alınmaması doğrudur. Ancak bunun haricinde işyerinde çalışan 54 işçinin 27 si greve hayır demiştir. Salt çoğunluk greve hayır demediğinden, grevin işçilerce istenmediği ve bu sebeple kanuna aykırı olduğu sonucuna varılması yanlıştır”. Şeklindedir. Buna karşın çırakların iş ilişkisi iş sözleşmesine dayanmadığından, dikkate alınmayacaktırlar. Öte yandan işverenin aile üyeleri aile hukuku ilişkisi dışında iş sözleşmesine göre çalışıyorlarsa, bunları işyerinde çalışan diğer işçilerden ayrı olarak düşünmek mümkün olmadığından, gerek oylama talebi gerekse oylama nisabında bunlar da göz önüne alınmak gerekecektir.
Grev kararının ilanından önce hizmet akdi sona ermiş olanlar ne nisapta nazara alınabilirler ne de oylamaya katılabilirler. Grev kararının ilanından sonra fakat oylamadan önce işyerinden ayrılmış olanlar dörtte birlik nisapta göz önünde bulundurulurlar ancak oylamaya katılamazlar.
3- Oylama Talebinin Belli Yere Belli Zamanda Yapılması
Grev oylamasının diğer bir koşulu, grev oylaması talebinin işyerinin bulunduğu mahallin en büyük mülki amirliğine belli sürede yazılı olarak yapılmasıdır. İşçiler dilerse tek tek dilekçe vererek, dilerlerse tek bir dilekçeyi birlikte imzalayarak bunu yapabilirler. Mahallin en büyük mülki amiri illerde vali, ilçelerde kaymakam ve bucaklarda bucak müdürüdür.
Grev oylaması talebinin grev kararının işyerinde ilan edilmesinden itibaren altı iş günü için de yapılması gerekir. İlan edildiği gün altı iş günü hesabında sayılmaz. Bu süre hak düşürücü bir süredir. Yazılı şekil ise geçerlilik şartıdır. Yazılı olarak yapılmayan ya da kanunda belirtilen bu süre geçirildikten sonra yapılan oylama talebi geçerli olamayacaktır. Oylama talebinin usulünce yapılmaması nedeniyle oylamanın yapılamamış olması alınan grev kararının kanuniliğine bir zarar vermez. İşçi kuruluşu da alınan grev kararından sonra işçilerin oyuna başvurmak zorunda olmadığı gibi, bu kararı uygulamak için grev oylaması talep edilmesini beklemek zorunda da değildir.
İşletme sözleşmesinde meydana gelen uyuşmazlıkta grev oylaması istenirse, oylama istemi, işletmenin her bir işyerinin bulunduğu yerdeki en büyük mülki amire ayrı ayrı yapılır. Grev oylaması isteyen işçilerin sayısının yeterli orana ulaşıp ulaşmadığının saptanması, yani bütün işletmede çalışan işçilerin dörtte birinin grev oylamasını isteyip istemediği hususu, işletme merkezinin bulunduğu yerdeki en büyük mülki amirce saptanır. İşyerlerinde grev oylaması isteyenlerin yaptığı başvurular, merkezdeki en büyük mülki amire, öteki yerlerdeki mülki amirler tarafından gönderilecek ve merkezdeki en büyük mülki amir de bu saptamayı yapacaktır.
Bir işyerinde grev oylaması talebinde bulunulduğu takdirde oylama sonucu kesinleşmeden başlatılacak grev yasa dışı olur.
Grev oylaması, karar alınan her grev için zorunlu olarak öngörülmediğinden yeterli oranda talep olmadığı taktirde, işi sendikası altı iş gününün dolduğu tarihte kanundaki sürelere uyarak grevi uygulamaya başlayacaktır. Ancak sendika oylama talebi için öngörülen altı iş günlük sürede grevi uygulayamayacaktır.
VII- GREV OYLAMASININ YAPILMASI
Grev oylaması talebin mülki amire verilmesinden itibaren altı iş günü içinde ve işyerinde[33], iş saatleri dışında en büyük mülki amirin tespit edeceği gün ve zamanda onun veya görevlendireceği memurun gözetimi altında yapılır. Oylamanın işyerinde yapılması olağan ise de gerekli değildir.
Oylama gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Oy verme gününün ve saatinin en az bir gün önce işyerinde ilan edilmesi uygun olur. Tarafların anlaşmasıyla oylamanın iş saatleri içinde yapılması da mümkündür.
Kanunda grev oylamasının talebin yapıldığı en büyük mülki amir tarafından yaptırılacağı belirtilmişse de uygulamada mülki amirlik dilekçeleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüklerine, bu müdürlükler iş müfettişleri grup başkanlıklarına ve onlarda oylama yapması için iş müfettişlerine göndermektedir. Görevlendirilen iş müfettişi veya müfettişleri ilk önce grevin ilan edildiği tarihte işyerinde çalışan işçilerin bir listesini düzenlettirip kontrol ederler. Ayrıca oylamanın gün ve saatini tespit ve ilan ederler . İşçi-işveren temsilcisi oylamayı gözlemci sıfatıyla izlemekte ve tutanağı imza etmektedirler.
İşletme sözleşmesi yapılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda grev oylaması, işletmeye bağlı her işyerinde ayrı ayrı yapılmakta ancak grev oylamasının sonuçları işletme merkezinin bulunduğu mahallin en büyük mülki amirliğinde toplanmakta ve toplu sonuç orada belirlenmektedir(m. 36/son).
VIII- GREV OYLAMASININ SONUÇLARI
Grev oylaması sonucu dört nüsha olarak düzenlenecek bir tutanakla belirtilmekte; bu tutanağın bir nüshası işverene, bir nüshası greve karar vermiş olan işçi sendikasına, bir nüshası bölge müdürlüğüne gönderilmekte, bir nüshası da mahallin en büyük mülki amirliğinde saklanmaktadır(m. 36/1). Tutanakta oylamanın yapıldığı yer, gün ve saat, listelere göre işçi sayısı, oy kullanan işçi sayısı, sandıktan çıkan oy sayısı, geçerli oy sayısı, iptal edilen oy sayısı ve nedenleri, greve evet ve hayır diyenlerin oy sayısı yer almalıdır.
Oylamanın sonucu salt çoğunluğa göre belirlenir. Oylama sonunda, grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışan işçilerin salt çoğunluğu (yarıdan fazlası) grevin uygulanmamasına karar verirse, o işyerinde artık grev uygulanamaz(TSGLK. m. 35/3). Yargıtay’ın ilgili kararında; “Grev ilanı yapılmazsa, grev ilanındaki işçi sayısı bilinemeyecek dolayısıyla grev oylaması yapılamayarak, kanundan doğan bir hak kullanılamayacağı gibi grev oylamasına bağlı altmış günlük süre de işletilemeyecektir. 28. maddede düzenlenen grev ilanı bir açıdan grevin unsuru sayılır”. Şeklindedir 275 sayılı Kanunda da yer alan bu hükme 2822 sayılı Kanunda yapılan bir ekle, oylama sonucunun belirlenmesinde, grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışanların salt çoğunluğunun aranacağı belirtilerek bu konuda uygulamada ortaya çıkan kararsızlık giderilmiştir. Ayrıca Kanunda, oylamada grevin uygulanmaması sonucunun doğması halinde toplu sözleşme yetkisinin düşüp düşmeyeceği konusunda da çözüm getiren bir hükme yer verilmiştir. Böyle bir durumda işçi sendikası on beş gün içinde ya işveren tarafla anlaşmaya varmak ya da Yüksek Hakem Kurulu’na başvurmak zorundadır. Aksi halde sendikanın yetki belgesinin hükmü kalmaz (TSGLK. m. 36/3).”Grev kararının grev oylamasıyla yürürlükten kalkması durumunda on beş gün içinde anlaşma sağlanamamış ve toplu sözleşme Yüksek Hakem Kuruluna götürülmemiş olsa da tarafların bu süreden sonra imzaladıkları toplu sözleşme geçerlidir. Öngörülen sürede anlaşamamak ve Yüksek Hakem Kuruluna başvurmamak, tarafların kendi aralarında anlaşarak toplu sözleşme imzalamalarına engel değildir”. Grev oylamasında grevin yapılmamasına karar verilmesi halinde toplu sözleşme yapma yetkisinin derhal düşeceği yolunda bir hükmün getirilmesi gerektiğinin daha uygun olacağı, Kanunun öngördüğü çözüm her şeyden önce grev gücü kalmayan bir sendikaya toplu sözleşme yetkisinin tanınması sonucu varılacak anlaşma işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını tam olarak koruduğu kuşkulu olan bir toplu iş sözleşmesinin kabulü anlamındadır. Gerçekten bazı durumlarda, yetki belgesinin hükümsüz kalması sonucu sırf rakip sendikaya yetkiyi kaptırmamak için taraf sendikaya, ne pahasına olursa olsun, anlaşmayı tercih edebileceği görüşü vardır. Karşı görüş ise; Grev oylamasında grevin yapılmamasına karar verilmesi halinde taraflara anlaşabilmeleri için on beş günlük süre tanınmış olması isabetlidir. Özellikle grup toplu iş sözleşmelerinin yaygın bir biçimde uygulandığı işkollarında yürütülen toplu pazarlıklarda çıkan uyuşmazlıklarda bazı işyerlerinde grevin uygulanmamasına karar verilse bile diğer işyerlerinde sendikanın grev hakkı devam etmektedir. Sonuçta anlaşma sağlandığında anlaşma bu işyerlerini de kapsamaktadır. İşyerlerinin büyük bir çoğunluğunda grev gücü bulunan sendikanın ise işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını tam olarak koruduğundan kuşku duyulamaz.
Grev oylaması ister işçi kuruluşunun lehine yani grev yapılması şeklinde, isterse aksi yönde yani grev yapılmaması şeklinde ortaya çıksın kanunun öngördüğü itiraz süresi geçmeden ya da itiraz kesin sonuca bağlanmadan grev oylamasının kesinleştiği söylenemez. İtirazın durumu değiştirmeyeceği varsayılarak kanuni itiraz süresini beklemeksizin oylamanın kesinleştiği ya da sonuçlandığı iddia edilemez; aksi takdirde itiraza ilişkin kanun hükmü anlamını yitirir. Oylama sonucunun grevin uygulanmaması şeklinde ortaya çıkmasına rağmen işçi kuruluşunun grev uygulamasını başlatması halinde kanunsuz grev söz konusu olacaktır.
Grev kararı alındıktan sonra grev oylamasına gidilmesi halinde, grev oylaması sonuçlanıncaya kadar geçecek süre zarfında, grev fiilen başlamamış olmasına rağmen, işveren açısından lokavta başvurma olanağı doğmuş olacaktır. Çünkü kanuna göre lokavt için grevin fiilen başlaması gerekmemekte; greve başvurulmuş olması yeterli olmaktadır. Kanun’da oylama sonucunun olumsuz şekilde sonuçlanması halinde ise işverenin lokavt kararının ne olacağı yolunda bir hüküm yoktur. Bununla birlikte işçi sendikasının on beş günlük süre sonunda yetkisi düşecek olursa, işveren tarafı yetkisiz bir sendikayı sözleşme yapmaya zorlayamayacağından, lokavt kararını da uygulamaya koyamayacaktır. On beş günlük süre içinde bir anlaşma yapılması veya sendikaca Yüksek Hakem Kuruluna başvurulması hallerinde lokavtın amacı ortadan kalkacağından yine lokavt yapılamaz.
Grev oylamasında işçilerin salt çoğunluğu grevin uygulanması yönünde oy kullanmışsa işçi sendikası TSGLK. m. 37/1 uyarınca greve başlayabilir. Bu bakımdan grev oylamasının kesinleşmesinden itibaren, 60 gün içinde ve işverene noter aracılığıyla altı işgünü önce bildirilecek şekilde grev uygulamaya konulabilir. Yargıtay’ın ilgili kararında; “Dosya içeriğinden davalı sendikaca tarafların anlaşmaya varmamaları üzerine 13.10.1998 tarihinde grev kararı alınmış, bu karardan sonra işçilerin dörtte birinden fazla sayıdakiler grev oylaması talebinde bulunduğu ancak salt çoğunluğun grevin uygulanmaması görüşü doğrultusunda sağlanamadığı 22.10.1998 tarihinde alınan kararla 4.11.1998 tarihinde grevin uygulamaya konulacağının davacı işverene 26.10.1998 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere grev oylaması talebi sonuçsuz kaldığı gibi, 37. maddedeki 60 günlük süreye riayet edilmediği iddiası da dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık altı işgünlük süre konusunda toplanmaktadır. Grevin işyerlerinde öngörülen tarihte uygulanması kararının tebliğ edildiği 26.10.1998 gününün dikkate alınmaması gerektiği gibi, uygulama başlangıç tarihi olan 4.11.1998 gününde 6 işgünlük süre hesabında göz önünde tutulması gerekir”. Şeklindedir.
275 sayılı kanun döneminde grev ve lokavtın uygulanabileceği azami süre sınırlanmadığından, grev oylaması sürecinde grevin uygulanıp uygulanamayacağı konusu önem taşımıyordu. Ancak yeni kanunda 37. maddenin “grev oylaması yapılan hallerde altmış günlük süre, oylamanın sonucunun kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar” hükmü karşısında, grev oylaması süreci işletilen hallerde grevin uygulanmaya başlanması, buna ilişkin kararın kesinleşmesine bağlıdır.
IX- GREV OYLAMASI SONUCUNA İTİRAZ
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu oylamaya itiraz süresini, itiraz merciini ve karara bağlanması süresini m. 36/2 de açıkça düzenlemiş fakat itiraza konu yapılabilecek hususların neler olacağını açıklamamıştır.
1-İtiraz Süresi ve Nedenleri
Grev oylaması sonucu alınmış karar kesin olmayıp bu karara itiraz oylama gününü izleyen üç işgünü içinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli İş Mahkemesine yapılır. İtiraz mahkemece üç işgünü içinde kesin olarak karara bağlanır(TSGLK. m. 36/2). Ancak İş Mahkemesinin üç işgünü geçtikten sonra kararını vermesi, kararın geçerliliğini etkilemez. Gerçekten bir çok hallerde İş Mahkemesinin üç işgünü içinde uyuşmazlığı çözümlemesi mümkün olamamaktadır. Bunun için İş Mahkemesi üç işgünü geçtikten sonra bir karar vermekten çekinemez. Oylama günü üç işgününün hesabında dikkate alınmaz. Bu süre hak düşürücü süredir. Grev oylamasına itiraz edilmesi halinde, itirazın İş mahkemesi tarafından karara bağlanmasına kadar grev yapılamaz. Mahkeme grev oylaması sırasında grev ilanının yapıldığı tarihte işyerinde çalışan sendikalı-sendikasız işçilerin salt çoğunluğunun grevin uygulanıp uygulanmamasına karar verip vermediğini araştıracaktır.
Grev oylamasına itiraz nedenleri TSGLK’de gösterilmiş değildir. Buna göre oylamanın geçerliliğini sakatlayan her olay, itiraz nedeni olabilir. İtiraz sebepleri esasa ve şekle ilişkin olabilir (örneğin aldatma ya da korkutma suretiyle oy verdirme veya verdirmeme, oy hakkı olmayanların oylamaya sokulması, oy hakkı olanların oylamaya sokulmaması). Önemli olan olayların oylama sonucunu etkilemiş olmasıdır. Mahkeme grev uygulamasını yeni bir oylamaya imkan vermeyecek sebeplerle iptal etmişse artık grev uygulamasına gitmeye bir engel kalmamış demektir( örneğin işçilerin dörtte birinden az işçi tarafından grev oylaması istenmesi, yazılı başvurunun yapılmamış olması veya grevin ilanından itibaren altı işgününe uyulmaması).
TİSGLK m. 76 grev oylaması ile ilgili bir yaptırım getirmiştir. Bu hükme göre, grev oylamasının sonucunu etkilemek amacıyla hile veya tehdit yahut cebir kullananlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına mahkum edileceklerdir.
Oylamanın iptali halinde nasıl hareket edileceği kanunda açıkça düzenlenmemiş; oylama iptal edilince tekrar oylamaya gidilip gidilemeyeceği, bu konuda yeniden talepte bulunmanın zorunlu olup olmadığı sorunlarına açıklık getirilmemiştir. Ancak grev oylamasının sonuçlandırılması, kesin sonuca bağlanması kanunun düzenlenme biçiminden ve müessesenin niteliğinden doğan bir zorunluluktur. Bu itibarla oylamanın tekrarlanması gereğini ortaya koyan bir sebeple iptali halinde yeni bir talebe gerek olmaksızın oylamanın yeniden yapılması, tekrarlanması icap eder. “ İşyerinden ayrılan işçilerinde oylamaya katıldığı gerekçesiyle grev mahkemece iptal edilmiştir. Bunun üzerine işçiler tekrar grev oylaması istemişler Valilik de iki kez oylama yapılmayacağı gerekçesiyle isteği geri çevirmiştir. Mahkeme grev kararının yasaya uygun olduğunu hüküm altına alırken, özel daire ikinci kez grev oylaması yapılmadan sendikanın greve gitmesini yas dışı nitelemiş ve kararı bozmuştur”. İkinci kez oylama yapılırsa yine bu süre zarfında greve gidilemez.
2- İtiraz Hakkı Olanlar
Kanunda bu konuda bir hüküm yoktur. Ancak grev oylamasının sonucundan hukuki durumu olumlu ya da olumsuz etkilenen herkesin, grev oylamasına itiraz edebileceği söylenebilir. Oylamaya itiraz edebilecek kişiler ilk olarak o işyerinde çalışan işçilerdir. Grevi uygulayan tarf olarak işçi sendikasının da itiraz hakkı vardır.
Grev oylamasının sonucundan dolaylı olarak etkilenen işverenin, işveren vekilinin ya da işveren sendikasının itiraz hakkı konusu tartışmalı olmakla birlikte bu hakkı kullanabileceklerini savunan görüşler vardır. Grev oylamasına itiraz için herhangi bir yeter sayı aranmaz tek bir işçi dahi itiraz edebilir.
X- SONUÇ
Gerek 275 sayılı Kanunda gerekse 2822 sayılı kanunda düzenlenen grev oylaması grevin başlatılması veya sürdürülmesi konusunda işçilerin iradesine başvurularak işçilere kendilerini ilgilendiren ve etkileyen grev kararına engel olma hakkıdır. Grev oylaması ödev içinde bahsettiğimiz gibi farklılıklar olmakla birlikte diğer ülkelerde de mevcuttur
2822 sayılı kanunla işçilerin üçte birinin talebi dörtte biri olarak değiştirilmiştir. Ayrıca ilk defa düzenlenen işletme toplu iş sözleşmesinde grev oylamasının nasıl yapılacağı belirtilmiştir.
Grev oylaması işyerinde grevin tüm işçileri etkileyeceği düşünüldüğünde demokratik bir kurumdur ve korunması gereklidir.
Oylamanın grev kararından önce yapılması gerekli değildir; çünkü bu durumda gereksiz olarak zaman ve emek harcanmış olabileceği gibi işyerinde huzursuzluk da yaratılmış olabilir. Bu açıdan belli ağırlıkta bir talep olduğunda ve resmi bir merciin gözetimi altında yapılması isabetlidir.
Grev oylaması yapılırken hata, hile, cebir vb. yollar kullanılarak oylama sonucunu etkilemeye çalışmak kanunla engellenmek istenmiş ve bu durum yaptırıma bağlanmıştır.


 

İş Hukukuyla İlgili Linkler