facebook    twitter

Üye Giriş Formu



Ara

Yayınlarımız

İş Hukukunda Gündem Gazetesi

Gazeteye Abone
Olmak İçin Tıklayınız

basindabiz

İş Birliği Yaptığımız Kuruluşlar



İş Hukuku Uygulamaları Toplu İş Hukuku Kanun Dışı Grev ve Lokavtın Sonuçları
Kanun Dışı Grev ve Lokavtın Sonuçları
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
I. GİRİŞ
İşçi sendikalarının endüstri ilişkileri sisteminin temel aktörlerinden biridir. İşverenle yürütülen toplu pazarlık sürecinde taleplerini kabul ettirebilmek için başvurdukları baskı araçlarından en önemlisi grevdir. Grev, bu dönemde çalışmayan ve herhangi bir ücret alamayan işçiler için büyük ekonomik kayıp doğurur. Aynı zamanda yatırımını yapmış, hammadde ve diğer bütün teknik altyapısı ile hazır olduğu halde üretim yapamayan işletme için de ciddi kayıplara neden olur.. İşletme açısından birçok zarara neden olabilecek grev, işçi için de telafi edilemeyecek ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Bütün bunlar bir arada düşünüldüğünde işçinin ve işletmenin olduğu kadar ülke de telafisi güç veya imkansız zararlarla karşı karşıya kalmaktadır. Lokavtta da durum pek farklı bir hal almamaktadır.
Bu nedenle, ülkemizde grev veya lokavtın yaşanması en son arzu edilen şey olmakla birlikte, böyle bir durumda dahi sağduyulu davranmak ve hukuki çerçeve içinde kalmak gerekmektedir. Gerek sendikaların gerekse işverenlerin kanuni nitelik taşıyan grev ve lokavtın sonuçları açısından hukuki usule uymaları, yasa koyucunun kendilerine tanıdığı hakları kullanırken dikkat etmeleri gerekir.
Bu yazımızda grev ve lokavtın hukuki sonuçları kanuni düzenleme temelinde ele alınacak, konu Yargıtay Kararları eşliğinde öğreti görüşleri ile birlikte irdelenecektir.
II. KANUNİ GREV VE LOKAVTIN HUKUKİ SONUÇLARI
A.Grevci İşçiler Bakımından Kanuni Grev ve Lokavtın Sonuçları
Grev Anayasa tarafından işçilere tanınmış olan bir haktır. (AY. m. 54) Kanunda belirtilen sonuçların doğması için “grevci” sıfatı kazanılmalıdır. Kimlerin grevci sayılacağı ve böylece Anayasal hakkın hangi işçiler tarafından kullanılabileceği belirtilmelidir. Bu işçiler grev kararını alan işçi sendikasının üyesi bulunan işçiler olabilecekleri gibi bu sendikanın üyesi olmayan hatta hiçbir sendikaya kayıtlı bulunmayan işçiler dahi olabilirler. TİSGLK ‘na göre işçiler greve katılıp katılmamakta serbesttirler. İşçiler alınan grev kararına uymakla yükümlü değildirler, greve katılıp katılmamaları kendi arzularına bırakılmıştır. Sadece greve katılamayacak işçilerin böyle bir serbestisi bulunmamaktadır.
1. İş Sözleşmesinin Askıda Olması
İşçinin edimini yerine getirmesi zaman içinde olan “devam eden” bir yapma borcudur. İşçinin iş görme borcu karşısında işverenin de ücret ödeme borcu devamlılık gösterir. Bu nedenle iş sözleşmesi sürekli bir borç ilişkisi yaratır. Sürekli borç ilişkilerinde edimin yerine getirilmemesi tarafları temerrüde düşürür. İşçinin iş göreme edimini yerine getirmesinde temerrüdü ancak taraflar arasındaki güven ilişkisini çökertir veya bu gecikme nedeniyle artık işverenden akdi ilişkiye devam etmesi beklenemezse haklı nedenle fesih hakkı doğar. Ancak kendisine yüklenemeyen bir nedenle edimini geçici olarak ifa edemeyen işçiye karşı işveren haklı nedenle derhal feshe gidemeyecek objektif iyiniyet kurallarının gerektirdiği bir süre kadar beklemesi gerekecektir. İşçi iş görme borcunu ifa edemediğine ve işveren de iş sözleşmesini feshedemediğine göre ifayı talep ve fesih hakkı ertelenmiş olacak ve iş sözleşmesi askıya alınacaktır.
TİSGLK m.  42 ‘ye göre “ Kanunî bir grev kararının alınmasına katılma, böyle bir kararın alınmasını  teşvik  etme, böyle bir greve katılma veya böyle bir greve katılmaya teşvik etme sebebiyle bir işçinin hizmet akdi feshedilemez.
Kanunî  bir  greve  katılanlar ile 38 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca işyerinde  çalışmayı arzu edip işveren tarafından çalıştırılmayan işçilerin hizmet  akitlerinden doğan hak ve borçları, grevin sona ermesine kadar askıda kalır. Kanunî lokavta uğramış olan işçilerin hizmet akitlerinden doğan hak ve  borçları, lokavtın sona ermesine kadar askıda kalır.”
İş sözleşmesinin askıya alınması bakımından kanuni grev ve lokavtın sonuçları aynıdır. İş sözleşmesinin askıya alınması için bazı koşulların varlığı gerekir Öncelikle ortada bir ifa imkansızlığı olmalıdır. Bu ifa imkansızlığı geçici olmalı, borçluya yüklenememelidir. Grevci işçiler bakımından bir ifa imkansızlığı söz konusu değildir. Ancak grevde ifa imkanı olmasına rağmen ifadan kaçınmak zorunluluğu vardır. İş sözleşmesinin askıya alınmasındaki ifa imkansızlığı ölçütü yumuşatılarak “beklenilemezlik” ölçütü de konulmuştur.
aa. Ödemelerin ve Kesintilerin Yapılamaması
TİSGLK m. 42/3’ e göre “İşveren,  grev  ve  lokavt sebebiyle akdî ilişkileri askıda kalan işçilerin grev  veya  lokavtın  başlamasından  önce  işleyen ücretlerini ve eklerini mutat ödeme  gününde  ödemek zorundadır. Ödemeyi yapacak personel de bu hususta çalışmaya  mecburdur.  Aksi  halde  40  ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Grev  ve  lokavt  süresince  hizmet akitleri askıda kalan işçilere bu dönem için  işverence  ücret ve sosyal yardımlar ödenemez, bu süre kıdem tazminatı hesabında  dikkate alınamaz. Toplu iş sözleşmelerine veya hizmet akitlerine bunların aksine hüküm konulamaz.”
İşveren bu hükme göre işçinin grev yapmaya başladığı ana kadar işlemiş olan tüm ücret ve eki niteliğindeki alacaklarını ödeme zamanında ifa etmelidir. Ancak grev başladıktan sonra işçi iş görme edimini yerine getirmediği için ücrete hak kazanmaz. İş Kanununa göre ücrete hak kazanabilmek için çalışmak gerekir. Bu nedenle askı halinde iş sözleşmesinden doğan ücret de askıya alınmaktadır. İşveren, grev yapan işçiye hem ücreti hem de prim, yolluk, yemek bedeli gibi ücretin eklerini de ödeme borcu altında değildir. İşveren her şeye rağmen ödeme yapmayı kabul ederse, sözleşmenin buna ilişkin hükmü geçersizdir. Buna rağmen bu döneme ilişkin ücreti öderse yaptığı ödeme sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olacak ve çok kere BK. m. 62 gereğince yaptığı ödemeyi geri alamayacaktır.
Grev nedeniyle sözleşmesi askıya alınan işçilere ücret ödenmeyeceği için ücretten kesinti yapılması da söz konusu olmayacak ve bu arada sosyal sigorta primleri, vergi, sendika
üyelik aidatları kesilmeyecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1982/9-634 E., 1982/849 K., 27.10.1982 T. Sayılı kararına göre de “Greve katılan işçiler için işverenin ücret ve Yasada öngörülen ayrıntılar dışında diğer hakları ödeme yükümlülüğü yoktur. Bunun sonucu olarak davacının işyerinde uygulanan grev dönemine ait ücret haklarını istemesine olanak bulunmadığı halde, bu durum nazara alınmadan sözü edilen devreye ait ücret ve hakların hüküm altına alınması Yasaya aykırıdır.”
bb. Tatil Ücretlerine Hak Kazanılamaması
İş Kanunu m. 46’ya göre hafta tatiline hak kazanabilmek için belirlenen iş günlerinde çalışmış olmak gerekir. Greve katılan ve çalışmayan işçi bu koşulu sağlayamaz. Ayrıca grev süresi çalışılmış günler gibi hesaplanmaz. Bu nedenle greve katılan işçilerin hafta tatili ücretine hak kazanamayacağı hakkında öğretide görüş birliği oluşmuştur. Milli bayram ve genel tatil günleri hakkında kanunda açıklık yoktur. İşçinin burada iradi olarak çalışmadığı dikkate alınırsa, ücretin ödenmeyeceği sonucuna varılabilir. Yani işçinin tatil nedeniyle değil grev nedeniyle çalışmaması yüzünden ücretin ödenmemesi gerekir.
cc. Yıllık Ücretli İzin Hakkı
Yıllık ücretli izine hak kazanabilmek en az bir yıl çalışmak gerekir. İş Kanununun 55. maddesi çalışmış gibi sayılan halleri saymıştır. Ancak grev bu haller arasında yer almaz. Bu nedenle grevde geçen süre yıllık çalışma süresinin hesaplanmasında göz önünde tutulmayacaktır. Eğer işçi yıllık çalışma süresini tamamlamadan grev gerçekleşmişse grevden sonra grev süresi kadar bir zaman daha çalışması gerekir. Grev esnasında iş sözleşmesinden kaynaklanan akdi ilişki devam etmektedir. Bu nedenle bir görüşe göre yararlanılacak izin süresinin belirlenmesinde esas alınan kıdeme grevde geçen süreler dahil iken bir başka görüşe göre dahil değildir. Kanunun düzenlemesi ise sürenin kıdemin hesabında dikkate alınacağı ve toplu sözleşmelerle bunun aksinin kararlaştırılamayacağı yönünde olduğu için bizce de grevde geçen süreler kıdem hesabına dahil edilemez. Ayrıca Yargıtay 9. HD., 1992/1113 E., 1992/6537 K., 22.6.1992 T. Kararına göre” 2821 sayılı TİS. Grev ve Lokavt Kanunu`nun 42`nci maddesinin sondan bir önceki fıkrası hükmüne göre grev ve lokavtta geçen süre kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamaz. Bu yasa hükmü gözönünde tutulmaksızın grevde geçen sürenin kıdem tazminatı hesabına dahil edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir” .
dd. İşçinin Raporlu Olması
Grevin uygulanmaya başladığı tarihte işçi hastalığı nedeniyle raporlu ise veya iş kazası sonucu çalışamaz durumda ise bu nedenin sonuçları kendisine uygulanmalıdır. Bu neden ortadan kalktıktan sonra işçi greve katılmak isterse greve ilişkin hükümler uygulanacaktır. Grev dışında bir sebeple çalışmayanlar grev sonunda yapılacak toplu iş sözleşmesinden yararlanırlar. Yargıtaya göre işçinin grev uygulaması içinde kalan raporlu süreye ait işçilik haklarını isteyebilmesi için grev uygulamasına geçildiği sırada greve katılmayacağını bildirmiş ve rapor süresinin bitiminde işverenin bu isteği kabul ederek kendisini çalıştırmış olması gerekir.
ee. İş Sözleşmesinin Sona Ermesi
TİSGLK m. 42/1’ e göre sadece kanunî bir grev kararının alınmasına katılanların değil, böyle bir kararın alınmasını  teşvik edenlerle, böyle bir greve katılma veya böyle bir greve katılmaya teşvik edenlerin de iş sözleşmesi feshedilemez, askıda kalır. İş sözleşmesinin askı döneminin sınırını objektif iyiniyet kuralları oluşturur. Eğer işveren açısından iş ilişkisi katlanılamaz duruma gelirse askı durumu ortadan kalkacak ve iş sözleşmesi derhal feshedilebilecektir. Yani haklı nedenlerin doğumu halinde sözleşme feshedilebilecektir. Öğretideki baskın görüşe göre grev, fesih bildiriminde bulunmayı engellemez. Sadece bildirim önellerinin işlemesine engel olur. Fakat fesih bildirimi yapılmasına engel yoktur. Bir başka görüşe göre ise grev süresince süreli fesih yapılamaz. Ancak fesih bildirimi süresi grevin bitiminden sonra hüküm ifade eder.
2. İşverenin, İşçilerin Yerine Başkasını Çalıştıramama ve Grevcilerin de Başka Bir İş Tutmama Mükellefiyetleri
TİSGLK m. 43’e göre “İşveren, kanunî bir  grevin  veya  lokavtın  süresi  içinde, 42 nci madde hükmü gereğince hizmet akitlerinden  doğan  hak ve borçları askıda kalmış olan işçilerin yerine, hiçbir surette  daimi  veya geçici olarak başka işçi alamaz veya başkalarını çalıştıramaz.  39 uncu madde uyarınca grev ve lokavta katılamayacak işçilerden, haklı sebeple  hizmet  akdi  feshedilenlerin  yerine yeni işçi alınması imkanı saklıdır”.
İşverene yüklenen bu mükellefiyet iş sözleşmesinin askıda olmasının bir sonucu değildir. Kanunun ayrıca kabul ettiği bir mükellefiyettir. Buna göre yalnız işçi alınması yasaklanmamış işçi sıfatı olmaksızın başkalarının çalıştırılması da yasaklanmıştır. Böylece işveren eşini, çocuklarını, akraba ve dostlarını da işyerinde çalıştıramaz. İşverenin bu mükellefiyetine aykırı davranması yeni işçilerin sözleşmelerinin geçersizliğini sonuçlamaz. Ancak işverenin toplu olarak grev sonrası grevcilere iş vermemesi yasa dışı lokavt teşkil eder.
M. 43/1 ‘e göre “İşverenin  bu  yasağa  aykırı hareketi, grev gözcülerinin ya da taraf sendikanın yazılı başvurusu halinde ilgili bölge müdürlüğünce denetlenir”. M. 78/3’e göre ise “43’üncü madde hükmüne aykırı hareket eden  işveren  veya işvereni söz konusu hükme aykırı hareket etmeye zorlayan veya teşvik  eden  veya bu yolda propagandada bulunanlar, söz konusu hükme aykırı olarak  aldıkları  veya alınmasına sebep oldukları veya grev yapan işçilerin yerine çalıştırdıkları  her  işçi  başına yüz elli bin liradan az olmamak üzere ağır para cezasına mahkûm  edilirler.”
Ayrıca 38  inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen  işçileri  çalıştıran işveren, bu işçileri ancak kendi işlerinde çalıştırabilir, bunlara, greve katılan işçilerin işlerini yaptıramaz.
Madde gereği kanuni grev nedeniyle iş sözleşmesi askıda olan işçiler başka bir iş tutamazlar. Aksi halde m. 43/3 ‘e göre işçinin iş sözleşmesi süresiz fesih bildirimi yoluyla sona erdirilebilir.
Kanunun bu düzenlemesi nedeniyle işçiler hem başka işyerinde çalışamayacak hem de seyyar satıcılık, hamallık gibi işleri de yapamayacaktır. Bir görüşe göre ise grevciye grev süresince her türlü kazanç yolunun kapanması, insani düşünceye uygun sayılamaz. Bu nedenle söz konusu madde hükmü dar yorumlanmalı ve işçilerin grev süresince serbest çalışıp para kazanmaları bu yasağın içine girmez. Başka bir görüşe göre ise işçinin kendi işinde çalışması bu yasağın kapsamına girmez. Örneğin; işçi bahçesini onarabilir, ürününü toplayabilir.
Lokavt halinde işverenin başka işçi çalıştırıp çalıştırmadığını kontrol kolay olmasına rağmen, grev halinde işçinin başka bir iş tutup tutmadığını belirlemek oldukça zordur.
3. İşçiler İçin İşyerinden Ayrılma Zorunluluğu
TİSGLK m. 38’e göre “Bir işyerinde grev  veya lokavtın uygulanmaya başlaması ile birlikte işçiler işyerinden ayrılmak zorundadırlar.
Greve  katılmayan  veya katılmaktan vazgeçenlerin işyerinde çalışmaları, hiçbir şekilde  engellenemez. Greve katılan veya lokavta maruz kalan işçilerin, işyerine giriş  çıkışı  engellemeleri  veya işyeri önünde topluluk teşkil etmeleri yasaktır.“
İşçiler işyerinden ayrılma zorunluluklarının yanı sıra işyerinin giriş kapıları önünde birikmemek ve topluluk oluşturmamakla da yükümlüdürler. Kendi üyelerinin grev kararına uyup uymadıklarını denetlemek amacıyla,  işyerinde  grev ilân etmiş olan işçi sendikası, işyerinin giriş ve çıkış yerlerine,  kendi  üyeleri arasından en çok dörder grev gözcüsü koymaya yetkilidir. Anayasa Mahkemesi 19-20 Ekim 1967 T., 1963/ 337 E., 1967/31K. Sayılı kararında grevcilerin işyerinde kalmasını kaba güç göstermelerine ve belki de zorbaca davranışlarına yol açabilecek tehlikeli bir davranış olarak görmüştür. İşçilerin işyerinden ayrılmaları muhtemel zararların meydana gelmesine engel olmak bunun yanı sıra greve katılmayan işçilerin çalışma hürriyetini sağlamak aynı zamanda da genel güvenliğin bozulmasını önlemek amacı taşır.
İşçilerin işyerinden ayrılmamaları bir suç niteliğindedir. Bu nedenle işyerinden ayrılmama işveren bakımından fesih için bir haklı neden oluşturur. İşçi işyerinden ayrılmamakla sadakat borcuna aykırı davranmış olur.
Kanuni lokavtta, kanuni grevden farklı olarak, m. 39’da belirtilenler hariç, diğer işçilerin de işten uzaklaştırılmaları gerekir. İşyerinde faaliyetin devamına neden olacak şekilde bazı işçilere iş verilmesi, bir kısmının ise işten uzaklaştırılması uygun değildir. Aksi halde işyerinde faaliyet büsbütün durmayacak ve Kanunun öngördüğü şartlar oluşmadığı için kanuni lokavt söz konusu olmayacaktır.
4. Kanuni Grev ve Lokavtın Konut Haklarına Tesiri
TİSGLK m. 44’e göre “İşveren, kanunî bir grev veya lokavt süresince greve katılan veya lokavta  uğrayan işçilerin oturdukları ve işveren tarafından sağlanmış konutlardan  çıkmalarını  isteyemez.  Bu  yasak,  grev ve lokavtın işyerinde uygulanmaya başlamasından itibaren doksan gün devam eder.” Madde hükmüne göre grev ve lokavtın doksan günü aşması halinde işveren işçilerin oturdukları konutları terk etmelerini isteyebilecektir.
M. 44/2’ye göre “Bu  konutlarda  oturan işçiler, söz konusu süre içinde, konutlarıyla ilgili onarım,  su, gaz, aydınlatma ve ısıtma masrafları ile rayiç kirayı işverene ödemek zorundadırlar.” Bu düzenlemenin nedeni işverenin ücret ödeme borcunun bulunmaması, konutlardan ve bunlarla ilgili hizmetlerden işçilerin yararlanmasının ise ücretin bir parçası olmasıdır.
M. 44/3’e göre ise” İşveren, konutların su, gaz, aydınlatma ve ısıtma hizmetlerini, kanunî grev ve lokavt  süresince  kısıntıya  uğratamaz.  Ancak bu hizmetlerin Kanunî grev ve lokavt  yüzünden  kısıntıya uğramış olanlarının devamı, işçiler tarafından istenemez.”
B.Greve Katılamayan İşçiler Bakımından Kanuni Grev ve Lokavtın Hukuki Sonuçları
TİSGLK m. 39’a göre “ Hiçbir surette üretim veya satışa yönelik olmamak kaydı ile niteliği  bakımından  sürekli olmasında teknik zorunluluk bulunan işlerde faaliyetin  devamlılığını;  işyeri güvenliğinin, makine ve demirbaş eşyasının, gereçlerinin,  hammadde, yarı mamul ve mamul maddelerin bozulmamasını; hayvan ve bitkilerin  korunmasını sağlayacak sayıda işçi kanunî grev ve lokavt sırasında çalışmaya, işveren de bunları çalıştırmaya mecburdur.
Grev  ve lokavt dışında kalacak işçilerin yedekler dahil niteliği ve sayısı işveren  veya  işveren vekili tarafından toplu görüşmenin başlamasından itibaren altı  işgünü içinde işyerinde yazı ile ilân edilir ve bu ilanın bir örneği toplu görüşmede  taraf  olan işçi sendikasına gönderilir. Bu ilândan itibaren altı işgünü  içinde  işçi  sendikası  iş  davalarına bakmakla görevli mahallî mahkemeye itirazda  bulunmazsa  ilân hükümleri kesinleşir. İtiraz halinde mahkeme altı işgünü içinde karar verir. Bu karar kesindir.
Grev  ve  lokavta  katılamayacak işçiler her ne sebeple olursa olsun kanunî süre içinde  tespit  edilmemiş  ise, işveren veya işçi sendikası çalışacak işçi sayısının  tespitini  süre  geçtikten sonra da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüğünden talep edebilir.  Bölge müdürlüğü bu tespiti en kısa zamanda yaparak taraflara tebliğ  eder.  Gerekli hallerde bölge müdürlüğü bu tespiti resen yapabilir.  Bu  tespite  karşı taraflardan her biri iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemeye itiraz edebilir”.
TİSGLK m.42/4’e göre “ İşveren,  grev  ve  lokavt sebebiyle akdî ilişkileri askıda kalan işçilerin grev  veya  lokavtın  başlamasından  önce  işleyen ücretlerini ve eklerini mutat ödeme  gününde  ödemek zorundadır. Ödemeyi yapacak personel de bu hususta çalışmaya mecburdur.” Kanunda belirtilmemekle birlikte bu madde hükmündeki işlemleri yapmak için bir yada birkaç personel grev ve lokavt dışı işçiler arasına sokulabilir.
C. Çalışma Serbestisi
Grev kararı alınmasından sonra işçiler işi bırakıp bırakmamakta serbesttirler. Grev kararı almış olan işçi sendikasının üyesi bulunan işçi dahi greve katılıp katılmamakta serbesttir. İşçi sendikasının kararına uymayan işçi, yaptırımlarla karşılaşabilir. Ancak bu işçi sendikası ile işçi arasındadır. İşçinin çalışma serbestliği vardır ve grev kararına rağmen çalışmak isteyebilir.
Bunun yanı sıra bazı işlerin yerine getirilmesini üstlenen alt işveren ile bu işverene bağlı işçilerin de grev sırasında çalışma hürriyetlerinin bulunduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü asıl işveren ve onun işçileri için yapılacak bir toplu iş sözleşmesinin ve bu sözleşmeye ilişkin uyuşmazlığın alt işveren ve buna bağlı işçilerle ilgisi yoktur.
D. Stokların Fabrika Dışına Çıkarılması ve Satılması
TİSGLK m. 38 "Greve katılmayan veya katılmaktan vazgeçen işçilerin işyerinde çalışmaları hiçbir şekilde engellenemez. Çalışan işçilerin ürettiği ürünlerin satılmasına ve işyeri için lüzumlu maddelerin, araç ve gereçlerin işyerine sokulmasına engel olunamaz." hükmünü getirmiştir.
Yargıtay da 26.12.1994 T., 1994/18347 E., 1994/18558 K. Sayılı kararında” İşveren, greve katılmayan veya önce katılıp sonra vazgeçerek çalışan işçilerin grev sırasında ürettikleri ürünleri 2822 Sayılı Kanunun 43. maddesine uymak koşulu ile işyeri dışına çıkarabilir ve satabilir. Bu hüküm grev uygulaması başlamadan önce üretilmiş olup stokta yer alan ürünlerin dışarıya çıkarılmasını ve satılmasını yasaklamış değildir. Grevin hukuki sonuçları ve etkisi, uygulamaya başlamakla ortaya çıkmakta ve grev süresince ileriye yönelik olarak etkisini göstermektedir.” Diyerek grevden önce üretilmiş stokların ve grev esnasında greve katılmayan işçilerle üretilecek malların işyeri dışına çıkarılarak satılabileceğine karar vermiştir.
E. Grev Sırasında İşin Başka Bir İşverene Ait İşyerinde Yaptırılması
İşveren grev sırasında işçiler de lokavt sırasında durumun hal ve şartlarına tahammül etmek ve bunun sonuçlarına uygun davranmak zorundadırlar. Yargıtay 9. HD. 2004/4478 E., 2004/22150 K. Sayılı kararında “Grev kapsamındaki işyerinin kapatılıp aynı işlerin başka bir adreste başka bir kişiye ait işyerine nakledilmesi suretiyle grevin engellenmek istenmesi yasaya karşı hile durumunu oluşturur. Bu durumda davacı işyerinde yapılan grevin yasaya uygun bulunduğundan grevin yasa dışı olduğunun tesbiti ve ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması yolundaki davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.” Şeklinde karar vermiştir.
III. SONUÇ
Grev ve lokavt iş ilişkileri bakımından geçici bir dönemi kapsar. Bu dönemde ilişkiler grev ve lokavtın niteliği gereği askıdadır. Bu nedenle işçiler geçim kaynağı olan ücretinden yoksun kalmaktadır. Lokavtta işveren, grevde de işçi uyuşmazlığı kendi lehine çözmeyi amaçlar.
Grev ve lokavtın sona ermesi ile iş sözleşmelerinin askıda olma durumu ortadan kalkar. İş ilişkisi süreci aktif şekilde devam eder.
Mevcut düzenlememizde lokavta savunma aracı olarak yer verilmiştir. Ancak grev kararından sonra alınacak lokavt kararının, grevden daha önce uygulanmaya başlaması halinde lokavt saldırı aracı haline gelecektir.
Bu nedenle lokavtın daha liberal bir şekilde düzenlenmesi, tam anlamıyla işverene tanınmış bir savunma aracı haline getirilmesi gerekir. Grev açısından ise işçi sendikalarının grev fonlarına sahip olması sağlanmalıdır.


 

İş Hukukuyla İlgili Linkler