facebook    twitter

Üye Giriş Formu



Ara

Yayınlarımız

İş Hukukunda Gündem Gazetesi

Gazeteye Abone
Olmak İçin Tıklayınız

basindabiz

İş Birliği Yaptığımız Kuruluşlar



İş ve İşe İade Davaları İŞ YARGILAMASINDA ZORUNLU ARABULUCULUK
İŞ YARGILAMASINDA ZORUNLU ARABULUCULUK
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   

01.01.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile çalışma hayatında yeni bir dönem başlamış bulunuyor. 


Öncelikle arabuluculuk nedir? Hangi davalarda arabulucuya gitmek zorunludur? Sorusuna cevap verelim. Zorunlu arabuluculuk da denilen ‘’dava şartı olarak arabuluculuk’’ çalışma hayatının tarafları olan işçi ve işveren arasında yaşanan uyuşmazlık ve sorunları dostane yöntemlerle çözmeyi amaç edinmiş bir sistemdir. Arabuluculuk uygulamasında temel olarak, uyuşmazlığın taraflarını bir araya getiren arabulucular, objektif bir şekilde taraflarla görüşerek kendi çözüm yöntem ve yollarını geliştirmelerini sağlamakta ve iletişime yardımcı olmaya çalışmaktadır. Uzman arabulucular bu görüşme kapsamında çözüm önerileri getirerek taraflara anlaşmaları hususunda yol göstermeyi amaçlamaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte bazı davalarda mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurma zaruri hale getirilmiştir. Bu davalar bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalardır. Yani bir diğer deyişle işverenler de işçilerine karşı talep ettikleri alacakları için öncelikle arabulucuya başvurma mecburiyetindedir. Bu durum özellikle ihbar süresine riayet etmeden istifa ile iş akdini sonlandıran işçilere yönelik olarak açılan ihbar tazminatı davalarında önem kazanmaktadır Bu tür davalarda arabulucuya başvurma dava şartıdır. Arabulucuya başvurmanın dava şartı olması demek, mahkemelerin, yasa kapsamına giren işçi – işveren uyuşmazlıklarında davacı tarafın arabulucuya başvurup başvurmadığı hususunu re’sen yani kendiliğinden araştırması demektir. 

 İşçinin ve işverenin karşı taraftan talep edebileceği her türlü tazminat ve ücrete ilişkin davalarla işe iade davaları yasa kapsamında zorunlu arabuluculuk şartına bağlanırken, iş  kazası meslek hastalığından kaynaklanan maddi – manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları kapsam dışında bırakılmıştır. Bir diğer deyişle SGK’nın taraf olarak gösterilmesi gereken davalarda zorunlu arabuluculuk şartı yoktur. 

 Arabulucuya gitmek yukarıda saydığımız uyuşmazlıklara konu davalarda zaruri olmakla birlikte tarafların arabulucu aşamasında uzlaşmak gibi bir zorunlulukları yoktur. Taraflar arasında arabuluculuk sürecinde uzlaşma sağlanamaması durumunda mahkeme yolu her zaman açıktır. Ancak, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde taraflar anlaşmaya varmışlarsa, üzerinde anlaşılan hususlar ile ilgili olarak mahkemeye gidilemeyecektir. Yani uyuşmazlık arabuluculuk sürecinde uzlaşmayla sonuçlanırsa her iki taraf da mahkemeye gidemeyecektir. Ancak uyuşmazlık konusu yapılan hususlarda kısmi bir uzlaşma sağlanmışsa, uzlaşılamayan kısımlar için yine mahkemeye gitmek mümkündür. Mesela arabulucuya başvuran işçi kıdem – ihbar tazminatı ve fazla mesai alacaklarını talep etmişse ve arabuluculuk görüşmelerinde taraflar kıdem – ihbar tazminatının ödenmesi konusunda anlaşıp fazla mesai konusunda mutabık kalamamışlarsa fazla mesai talebi mahkemeye taşınabilecektir. Şu halde arabuculuk sürecinde kısmi bir uzlaşma da mümkündür. Ancak arabuluculuk sürecinde uzlaşma noktasında taraflardan birinin diğerine karşı bir cebir, şiddet, hile veya tehditi varsa uzlaşılan hususla ilgili olarak yine mahkeme yolu açık olacaktır. Arabuluculuk sisteminde temel amaç tarafların kendi özgür irade ve kararları ile anlaşmaya varmalarının sağlanması, böylece uyuşmazlığın mahkeme sürecine gitmeden kısa sürede çözümlenmesidir. Bu sayede vekalet ücreti, bilirkişi masraf ve giderleri ve yargı harçları gibi yargılama masrafları her iki taraf için de söz konusu olmayacaktır. Hem paradan hem de zamandan tasarruf edilebilecektir.

 Arabulucuya başvurulacak zaman hususu özellikle işe iade talep edilen durumlarda hususiyet arz etmektedir. Eğer işçi işe iade talebinde bulunuyorsa iş akdinin feshinin bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucu atanmasının ardından 3 hafta içerisinde karar vermelidir. Bu süre zorunlu hallerde en fazla 1 hafta süreyle uzayabilmektedir. İşe iade talebi ile arabulucuya başvurulması ve fakat arabuluculuk görüşmeleri neticesinde sonuç alınamaması ihtimalinde durum tutanağa geçirilecek ve işçi tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açmak durumunda olacaktır. Diğer tür davalarda arabulucuya başvurma açısından geçerli olan süre yasalarda öngörülen zamanaşımı süreleri kadardır. Bu sürede 5 yıldır. Arabuluculuk görüşmeleri sonunda taraflar arasında anlaşmaya varılamaması halinde arabulucu tarafından tutanak düzenlenecek ve davayı açacak taraf dava dilekçesinin ekine işbu arabuluculuk tutanağını da ekleyecektir.

Arabuluculuk sisteminin en önemli avantajı hiç şüphesiz mahkemeye göre çok daha ekonomik olmasıdır. Mahkeme sürecindeki gibi yargı harçları, gider avansı, karşı vekalet ücreti ve duruşmalara girmek için yapılacak bilimum masraf arabuluculuk sürecinde söz konusu olmayacaktır. Taraflar arabuluculuk sürecinde anlaşırlarsa arabuluculuk ücret tarifesi üzerinden eşit miktarda ödeme yapacaklardır. İşe iade talebi üzerine yapılan arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşmaya varılan meblağ üzerinden hesaplama yapılacak ve belirlenen tutar taraflarca eşit olarak karşılanacaktır. Eğer anlaşma sağlanamamışsa ve görüşmeler 2 saatten kısa sürmüşse görüşmenin maliyeti Hazine tarafından karşılanacak, görüşmeler 2 saati aşmışsa yine arabuluculuk ücret tarifesine göre belirlenen tutar taraflarca eşit şekilde karşılanacaktır.

 Yapılan düzenlemede arabuluculuk toplantısına gidilmemesi ihtimalinde nasıl bir uygulama yapılacağı da belirlenmiştir. Buna göre arabuluculuk toplantısına hiçbir geçerli mazereti olmadan katılmayan taraf tutanakta belirtilecek ve bu taraf mahkemece yapılan yargılama neticesinde kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın yaptığı yargılama giderinin tamamında mesul olacaktır. Yine bu şekilde arabuluculuk görüşmelerine geçerli mazeret bildirmeden keyfi olarak iştirak etmeyen taraf lehine mahkemece yapılan yargılama neticesinde haklı çıksa bile vekalet ücreti takdir edilmeyecektir. Bu husus özellikle işverenler açısından önem arz etmektedir. Eğer işveren taraf arabuluculuk toplantı davetine riayet etmez ve geçerli bir mazeret de sunmazsa dava sonucu ne olursa olsun hem kendisinin hem de karşı tarafın yargılama giderlerini üstlenecek hem de vekalet ücreti alamayacaktır. Her iki tarafın da toplantıya katılmaması halinde ise arabuluculuk görüşmeleri neticelendirilecek ve açılan davada yargılama giderleri, dava sonucu kimin lehine olursa olsun, her iki tarafın da üzerinde bırakılacaktır.

 Alt işverenlik ilişkisinin olduğu durumlarda arabuluculuk görüşmelerine her iki işverenin de katılımının sağlanması gerekmektedir. Bu durumda  işçinin hem asıl işverenine hem de alt işverenine davet gönderilecek ve toplantı işçi, asıl işveren temsilcisi, alt işveren temsilcisinin bulunduğu ortamda gerçekleştirilecektir. 

Arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanması halinde açılacak davanın hangi yer mahkemesinde açılacağı da önemli bir sorundur. Buna göre iş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. Mesela merkezi İstanbul’da olan bir şirketin Adana’daki ofisinde veya fabrikasında çalışan bir işçi davasını İstanbul’da açabileceği gibi Adana’da açabilir. İş mahkemesinin olmadığı yerlerde dava Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak ve Asliye Hukuk Mahkemesi davaya İş Mahkemesi sıfatı ile bakacaktır. 

Son düzenlemelerle birlikte iş sözleşmesinden kaynaklanan ve hangi kanuna tabi olursa olsun her türlü işçilik alacağı ve tazminatı 5 yıllık zamanaşımına tabi kılınmıştır. Bu süre daha önce 10 yıldı. Ancak yapılan düzenleme ile 25.10.2017 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi 5 yıl ile sınırlandırılmıştır. 5 yıllık süre iş akdinin sona erdiği tarihten itibaren başlayacaktır. Zamanaşımı süresi talep edilen alacağın talep edilmesi için gerekli olan son süreyi ifade eder. Bu noktada işçinin arabulucuya başvurması veya alacaklarının tahsili için işverenliğe ihtar çekmesi zamanaşımını kesecektir. 

Yapılan düzenleme ile birlikte Çalışma ve İş Kurumu müfettişlerinin işçi şikayetlerini inceleme yetkisi de sınırlandırılmıştır. Buna göre iş sözleşmesi fiilen sona ermiş işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin olarak Çalışma ve İş Kurumu müdürlüklerine şikayette bulunma imkanı kalmamıştır. Lakin iş sözleşmesi devam eden işçiler bakımından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının iş müfettişleri eliyle denetim ve teftiş görevi devam edecektir. Şu halde iş sözleşmesi fiilen sona eren işçi açısından yapılması gereken doğrudan arabulucuya başvurmaktır. 

Netice olarak iş yargılamasında getirilen zorunlu arabuluculuk kurumu arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşmaları ihtimalinde son derece yararlı ve olumlu olacaktır. Ancak bu süreçte bu anlaşmanın sağlanamaması durumunda yargılama süreci ve hak sahibinin hakkına ulaşma süresi daha da uzamış olacaktır. Amaç çalışma hayatının taraflarını uzlaşmaya teşvik etmek ve çalışma barışını daim kılmaktır. Yapılan düzenlemenin bu amaca ne denli hizmet edeceği uygulamada anlaşılacaktır.

 

Av. Cihan Avcı'nın yazısıdır.

 

İş Hukukuyla İlgili Linkler