facebook    twitter

Üye Giriş Formu



BİREYSEL ZORUNLU EMEKLİLİK SİSTEMİ
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   

İş Hukuku Enstitüsü Üyesi Av. Tuba Oyuktaş, şirketlerin insan kaynakları birimlerini bilgilendirmek için yazdı.

BİREYSEL ZORUNLU EMEKLİLİK SİSTEMİ

Bilindiği üzere, Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 25.08.2016 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan kanun ile 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’ na “Çalışanların otomatik olarak bir emeklilik planına dâhil edilmesi” başlıklı ek madde eklenmiştir. Böylelikle yasa ile getirilen (ve) işyeri bazlı özel emeklilik planlarına yönelik bir uygulama olan otomatik katılım, çalışanların zorunlu olarak bir emeklilik planına dahil edilmesi esasına dayanmaktadır. 


01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girecek zorunlu bireysel emeklilik sistemi, Türk vatandaşı veya 29/5/2009 tarihli 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28'inci maddesi kapsamında kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 45 yaşını doldurmamış olan (ve) hizmet akdi ile bir veya birden fazla işverene bağlı çalışanlar ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının a ve c bentlerine göre çalışanları kapsamaktadır. Buna göre, 4/c kapsamındaki kamu çalışanları da otomatik emeklilik planına dahil olacaktır. 


İşverenler açısından kapsam ise şöyledir:

Her ne kadar Kanun şu an ki hali ile tüm işverenleri kapsamakta ise de; kapsamın değişiklik gösterebileceği düşünülmektedir.  Zira, Kanun’da “Bakanlar Kurulu, bu madde uyarınca emeklilik planına dâhil edilecek işyerleri ile çalışanları ve bu kapsamdaki uygulama esaslarını belirlemeye yetkilidir.” ibaresi yer almaktadır. Dolayısıyla daha sonradan çıkacak bir Bakanlar Kurulu kararı ile bu kapsam değiştirilerek bir kısım işverenler uygulama dışında bırakılabilir. Söz konusu yasal düzenleme gereğince çalışanların, işverenler tarafından bir emeklilik planına dahil edilmesi zorunluluktur. Ancak çalışanın, emeklilik planına dâhil olduğunun kendisine bildirildiği tarihi müteakip iki ay içinde sözleşmeden cayma hakkı bulunmaktadır. 01 Ocak 2017’de işveren tarafından sisteme dahil edilen bir çalışan cayma hakkını işverenin bildirim tarihinden başlayarak iki ay içinde kullanabilecektir. Çalışanın iki ay içerisinde emeklilik planından çıkması durumunda ödemiş olduğu katkı payları varsa hesabında bulunan yatırım gelirleri ile birlikte 10 iş günü içerisinde kendisine iade edilecektir. Bu hususta açık bir düzenleme olmasa cayma hakkı kullanılmasında, işveren tarafından yapılan kesintinin emeklilik şirketine aktarılıp aktarılmadığının önemli olmadığı görülmektedir. Nitekim kanun metininde, işverenin çalışana bildirimi gerçekleştirdiği andan itibaren çalışanın cayma hakkını kullanabileceği belirtilmiştir.Çalışanın bu madde kapsamında cayma hakkını kullanmaması hâlinde, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere,  Devlet katkısı hak etme ve ödeme koşuluna tabi olmak kaydıyla, bin Türk lirası tutarında ilave Devlet katkısı sağlanır. Ayrıca, işveren tarafından ödenenler hariç katılımcı adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarının yüzde yirmibeşine karşılık gelen tutar, şirketler tarafından emeklilik gözetim merkezine iletilen bilgiler esas alınarak Devlet katkısı olarak emeklilik gözetim merkezince hesaplanır. 


Bu şekilde hesaplanacak Devlet katkısı, Müsteşarlık bütçesine konulan ödenekten katılımcıların ilgili hesaplarına şirketler aracılığıyla aktarılmak üzere emeklilik gözetim merkezine ödenir. Şu kadar ki, bir katılımcı için bir takvim yılında ödenen ve Devlet katkısı tutarının hesaplanmasına esas teşkil eden katkı paylarının toplamı, ilgili takvim yılına ait hesaplamaya ilişkin dönemin sona erdiği tarihte geçerli brüt asgari ücretin hesaplama dönemine isabet eden toplam tutarını aşamaz. Söz konusu düzenlemeye göre, katkı payının miktarı ne kadar yüksek olur ise olsun katkı payı ödeyen tüm katılımcılar belirlenen limit dahilinde devlet katkısından faydalanabilecektir. Emeklilik hakkının kullanılması şartına bağlı olmak kaydı ile hesabında bulunan birikimi en az on yıllık, yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana, birikiminin yüzde beşi karşılığı  ek Devlet katkısı ödemesi de yapılacaktır.

 

İki aylık cayma süresinden sonra sistemden ayrılan katılımcılar,En az üç yıl sistemde kalırlarsa Devlet katkısı hesabındaki tutarın yüzde onbeşine,En az altı yıl sistemde kalırlarsa Devlet katkısı hesabındaki tutarın yüzde otuzbeşine,En az on yıl sistemde kalırlarsa Devlet katkısı hesabındaki tutarın yüzde altmışına, hak kazanacaklardır.

 

Sonuç olarak; mevcut düzenlemeye göre sisteme katılan bir çalışan, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu gereğince sisteme giriş tarihinden itibaren en az on yıl sistemde bulunmak koşulu ile 56 yaşını tamamladıktan sonra emekli olmaya hak kazanacaktır. Ancak buradaki “emeklilik hakkı” ifadesi bilinen anlamdaki emeklilik değildir. Çünkü, burada belirli bir emekli aylığını ve oranı söz konusu değildir.  Piyasa  koşullarına göre değerlendirilecek birikimler belirli bir süre sonunda  tasarruf sahibine ödenmektedir. Öte yandan çalışan katkı payı, çalışanın 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi çerçevesinde belirlenen prime esas kazancının (ücret, ikramiyeler, sosyal ödemeler vb. dahil) yüzde üçüne karşılık gelen tutardır. Kesintinin net ücret mi brüt ücret mi üzerinden yapılacağına dair bir düzenleme olmasa da, net ücret üzerinden kesinti yapılması gerektiği düşünülmektedir. 


Bakanlar Kurulu, kesinti yapılacak oranı iki katına kadar artırmaya, yüzde bire kadar azaltmaya veya katkı payına maktu limit getirmeye yetkilidir. Çalışan da plana belirlenenden daha yüksek bir katkı payı ödeyerek dahil olmak istiyor ise, bu talebini işverene iletmesi yeterlidir. Bu tutar, en geç çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü, ilgili Kanun hükümleri uyarınca işveren tarafından şirkete yani belirlenen fon hesabına yatırılacaktır.

Çalışanın katkı payının yatırılacağı fon nedeni ile uğrayacağı zararlardan şirketin sorumlu olabileceği kanaatine varılabilir. Zira, Kanun’ da, “cayma süresince ödenen katkı paylarının değer kaybetmemesini sağlayacak şekilde fon yönetiminden sorumlu olduğu” düzenlenmektedir. Uygulama ise Bakanlar Kurulu kararı ile netleştirilebilecektir. Zira; yasada fon yönetimi dahil uygulamaya ilişkin bir çok hususun “Çalışanın işvereni aracılığıyla bir emeklilik planına dâhil olması, işveren tarafından şirket ve plan belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak kriterler, katkı paylarının yatırıma yönlendirileceği fonlar, işverenin şirket ile yapacağı sözleşme, cayma hakkı, çalışanın işyerinin değişmesi hâlinde işverenin çalışanı bir emeklilik planına dâhil etmesi, işyeri değişikliğinde birikimin aktarılması, çalışma ilişkisi sona eren çalışanın talebi üzerine ilgili emeklilik planına ödeme yapması, ara verme, sistemden ayrılma, Devlet katkısının ödenmesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların” Müsteşarlık tarafından belirleneceği ayrıca ve açıkça düzenlemiştir. Bu nedenlerle, bu tarih itibari ile henüz bir Müsteşarlık düzenlemesi/ Bakanlar Kurulu Kararı bulunmasa da, konuya dair ikincil bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu görülmektedir.


Yayınlanması beklenen söz konusu ikincil düzenleme ile emeklilik şirketinin seçimi, sözleşmelerin imzalanması, cayma hakkının kullanımı ve sair işlemler ile ilgili detayların belirlenmesi akabinde, sürecin işveren insan kaynakları birimlerince yürütülmesi söz konusu olabilecektir.

Telefon: 0212 217 9828

http://www.ishukuku.org

 

İş Hukukuyla İlgili Linkler