facebook    twitter

Üye Giriş Formu



Özel Hayatın Gizliliğinin İhlaline Anayasa Mahkemesi Engeli
Yazar hakan alkan   

21.yy küresel dünyada teknolojiden yararlanan, interneti kullanan milyonlarca kişi bulunmaktadır. Haber, alışveriş, teknoloji, magazin ve buna benzer birçok site ile istenilen bilgilere anında ulaşılabilmektedir. İnternet kullanıcıları her gün bu sitelere girip haber okumakta, alışveriş merkezine gitmeden birkaç adım ile istediği ürünü sipariş edebilmektedir.

 

 

Kısacası yediden yetmişe herkesi etkisi altına alan teknolojinin akımına kapılmamak hiçte mümkün olmamaktadır. İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara bilgi veya veriyi üreten içerik sağlayıcılar bulunmaktadır. 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” da belirtildiği üzere içerik sağlayıcılar gerçek veya tüzel kişiler olmaktadır. Gerçek veya tüzel kişilerin internet ortamında kullanıma sunulan içeriklerden sorumlu olacağını da kanun hüküm altına almıştır.

İnternetin her zaman yararlı bir iletişim aracı olduğunu söyleyemeyiz. Her gün suçların internet kanalıyla gerçekleştiği, özel hayatın gizli olmaktan çıkıp herkes tarafından bilinir hale geldiği, kişilik haklarının ihlal edildiği bilinmektedir.Belirtilen durumlarda hakkı ihlal edilen kişinin başvurusu ile içeriğin yayından çıkarılması veya erişimin engellenmesi gibi tedbirler alınabilir. Nitekim 5651 sayılı kanunun 8’nci maddesinde, internet ortamındaki yayınların aşağıda belirtilen suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunuyorsa erişimin engellenmesine karar verilir.Bunlar;

- İntihara Yönlendirme,

- Çocukların Cinsel İstismarı,

- Sağlık İçin Tehlikeli Madde Temini,

- Fuhuş ve Müstehcenlik,

- Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar.

Kişilik Haklarının İhlal Edilmesi Nedeniyle İçeriğin Yayından Çıkarılması ve Erişimin Engellenmesi

5651 sayılı kanunun 9’ncu maddesi gereğince, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilir. Sulh ceza hâkimi, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda erişimin engellenmesine karar verebilir. Bu karar, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak verilir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesi kararı verilemez. Ancak hâkim verdiği erişimin engellenmesi kararının ihlali engellemeyeceğini düşünür ise gerekçesi ile birlikte internet sitesinde bulunan tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verebilir. Mahkemenin verdiği erişimin engellenmesine dair karar ilk önce Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne buradan da erişim sağlayıcıya gönderilir. Karar erişim sağlayıcı tarafından derhal, en geç dört saat içerisinde yerine getirilir. Erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayın başka internet adreslerinde de yayınlanır ise ilgili kişi tarafından Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne müracaat edilerek mahkemenin verdiği erişimin engellenmesi kararı bu adresler için de uygulanabilir hale gelecektir.

5651 Sayılı Kanun’un 4’ncü Maddesinin 3’ncü Fıkrası İle 5’nci Maddesinin 5’nci Fıkrasının Hukuki Dayanağı

Bireylerin sahip olduğu haklar sağ doğumları ile kazanılır, istisnai haller dışında ölüm ile birlikte sona ermektedir. Sahip olunan en önemli hak bakımından ilk sırada yaşam hakkı gelmektedir. Sağlık hakkı, kişi dokunulmazlığı ve özel hayat… Belirtilen haklar sınırlı sayıda olmayıp, Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Birey, kendisinden daha üstün bir güç olarak devletin gözetim ve koruması altındadır. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de hukuk güvenliği ilkesidir. Anayasa Mahkemesi vermiş olduğu kararında hukuk güvenliği ilkesini, normların öngörülebilir olduğu, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyduğu, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçındığı bir ilke olarak tanımlamıştır.

5651 sayılı kanunun 4’ncü maddesinin 3’ncü fıkrası ile 5’nci maddesinin 5’nci fıkrasında belirtildiği üzere, Başkanlığın (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) talep ettiği bilgilerin içerik ve yer sağlayıcılar tarafından talep edilen şekilde Başkanlığa teslim edileceği ve yine Başkanlıkça bildirilen tedbirlerin alınacağı vurgulanmıştır.

Belirtilen kanun hükmü beraberinde bireylerin kafasında soru işaretlerini de doğurmuştur. TİB, içerik ve yer sağlayıcıdan hangi bilgileri talep edebilir? Süre sınırlaması var mıdır? Yasal dayanağı nedir?Kişinin en önemli haklarından birinin özel hayatın gizliliği olduğuna yukarıda değinmiştik. Bu hak Anayasa’nın 20’nci maddesi ile koruma altına alınmış, anılan maddede güvenceler de belirtilmiştir. Nitekim üçüncü fıkrada bu durum şu şekilde açıklanmıştır;

“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir.”Bireylerin haklarının ne şekilde kısıtlanabileceği veya kullanılmasının durdurulabileceği kanun tarafından belirtilmiştir. Haklar kısıtlanırken özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Belirtilen hususlar çerçevesinde 5651 sayılı kanunun 4’ncü maddesinin 3’ncü ve 5’nci maddesinin 5’nci fıkrasının Anayasa’nın 20’nci maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi, 8/12/2015 tarihli ve 2014/87 E. 2015/112 sayılı kararı ile 5651 sayılı kanunun 4’ncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 5’nci maddenin beşinci fıkrasını iptal etmiştir. Kararın Resmi Gazete ’de yayımlandığı 28/1/2016 tarihinden başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği de hüküm altına alınmıştır.Mahkeme vermiş olduğu iptal kararında özellikle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca istenilecek bilginin kapsamının ve çerçevesinin belirlenmediğini, bu durumun da kişinin haklarının açıkça ihlal edildiği hususuna dikkat çekmiştir.

Ayrıca mahkeme vermiş olduğu kararın gerekçesinde;

- Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın talep ettiği bilgiler için yeteri kadar koruma ve gereken tedbiri sağlamadığı, dolayısıyla verilecek bilgilerde herhangi bir konu, amaç, kapsam bakımından sınırlama imkânı olmadığından bireyin devlet ile karşı karşıya geldiği, devlet karşısında güçsüz ve korumasız düştüğü,

-Kişilerin bilgilerinin talep edilen şekilde Başkanlığa verilmesinin Anayasa’nın 20’nci maddesine ve maddede belirtilen “kişinin açık rızası” ile “hakkın özüne dokunmama” ilkesine aykırılık teşkil ettiği

hususlarına değinilmiştir.

 

Murat Varol
Stajyer Avukat

 

İş Hukukuyla İlgili Linkler