facebook    twitter

Üye Giriş Formu



Ara

Yayınlarımız

İş Hukukunda Gündem Gazetesi

Gazeteye Abone
Olmak İçin Tıklayınız

basindabiz

İş Birliği Yaptığımız Kuruluşlar



5510 Sayılı Kanunda Değişiklik PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Cuma, 20 Ocak 2017 17:05
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkındaki karardaki değişiklik Resmi Gazete’de yayımlandı. Yapılan düzenlemeyle kanunun 31/12/2016 olan geçerlilik süresi 31/12/2017 olarak değiştirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karar şöyle; Karar Sayısı: 2016/9728 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkında kararda değişiklik yapılmasına dair ekli kararın yürürlüğe konulması; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 29/12/2016 tarihli ve 404 sayılı yazısı üzerine, anılan kanunun 81’inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 29/12/2016 tarihinde kararlaştırılmıştır. 29/12/2016 TARİHLİ VE 2016/9728 SAYILI KARARNAMENİN EKİ KARAR MADDE 1- 30/5/2013 tarihli ve 2013/4966 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 81’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sigorta primine esas kazanç alt sınırı üzerinden uygulanacak ilave puan, ilave puan uygulanacak iller ve uygulama süresi hakkındaki kararın 2’inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “31/12/2016” ibaresi “31/12/2017” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 2- Bu karar 1/1/2017 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu karar hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.
 
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun Kararı Resmi Gazete'de PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Cuma, 30 Aralık 2016 16:40

Asgari ücret belli oldu. 


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı komisyon kararı resmi gazetede yayımlandı. Komisyon kararında işveren temsilcilerinin muhalefet şerhi de yer aldı.

Resmi gazetede yayımlanan o tebliğ;

Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararı: 


22 Mayıs 2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39 uncu maddesi gereğince, iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlö işçinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 06/12/2016 tarihinde başladığı çalışmalarını 29/12/2016 tarihine kadar sürdürmüş ve yaptığı dört toplantı sonucunda; 


1) Milli seviyede tek asgari ücret tespitine oybirliğiyle, 


2) İşçinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretinin; 01/01/2017- 31/12/2017 tarihleri arasında 59,25 (Ellidokuz yirmibeş) Türk Lirası olarak tespitine, işçi temsilcilerinin muhalefetine karşılık oyçokluğuyla, 


3) İş bu Karann, 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan Asgari Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince Resmi Gazete’de yayımlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir. 


Gerekçe:

 Asgari ücret, bilindiği gibi ödenmesi zorunlu olan en az ücrettir. Asgari ücretin belirlenmesini düzenleyen Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca, asgari ücret, pazarlık ücreti değildir. Asgari ücretin belirlenmesi sırasında, Komisyonumuz, bu çerçevede bir karar alınması için çalışmış, işçilerin geçim şartlan ve 2017 yılı enflasyon hedefi gibi faktörleri değerlendirmiştir. İşte bu çerçevede hareket eden Komisyonumuz; işçinin günlük asgari ücretini; 01 Ocak 2017-31 Aralık 2017 tarihleri arasında uygulanmak üzere 59,25 (Ellidokuz yirmibeş) Türk Lirası olarak belirlemiştir. Asgari Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nca belirlenen asgari ücret, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihi izleyen ayın ilk gününden itibaren yürürlüğe girecektir. 

İşçi temsilcilerinin asgari ücret karşı oy gerekçesi: 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi kesimi adına görev yapan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-ÎŞ) temsilcileri, işveren-devlet kesimi temsilcilerinin oy çokluğu görüşüyle 2017 yılı için belirlediği asgari ücrete aşağıdaki gerekçeyle katılmamış ve muhalif kalmışlardır: “Anayasanın 55 inci maddesinde ‘asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlan ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur’ düzenlemesi yer almaktadır. Asgari Ücret Yönetmeliğinde ise ‘işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin, gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret’ olarak asgari ücret tanımlanmaktadır. Asgari ücret, çalışanların düşük ücretlere karşı korunmasını ve emek sömürüsünü önlemeye yönelik önemli ve etkin bir sosyal politika aracıdır. İnsan temel hak ve özgürlüklerinin tanımlandığı tüm uluslararası sözleşmelerde, herkesin kendisi ve ailesi için “insan onuruna yaraşır” adil ve elverişli bir ücret hakkı olduğu kabul edilmektedir. İşçi temsilcileri, mevcut asgari ücrete hedeflenen enflasyon ya da biraz üzerinde belirlenecek oranda yapılacak bir artışın yeterli olmayacağını, olumsuz yaşama şartlarını düzeltmeyeceğini, bu nedenle kabul edilemez olduğunu ifade etmişlerdir. İşçi temsilcileri asgari ücreti belirleme çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri aşağıdaki biçimiyle açıklamış ve talep etmiştir: 

1. Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır. 

2. İşçinin ailesi ile birlikte günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir tutar olmalıdır. 

3. Belirleme yapılırken, işçinin ve ailesinin bilimsel olarak belirlenmiş harcama kalıbı esas alınmalı ve hesaplamalarda TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verileri kullanılmalıdır. 

4. Perakende fiyatlar kullanılarak hesaplanan net harcama tutarı, işçinin eline net geçecek biçimde düzenlenmelidir.

5. Asgari ücret, sanayi/tarım ve yaş, cinsiyet ayırımı yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak belirlenmelidir. 

6. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalı, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmelidir. 

7. İşçinin satın alma gücünün ileriye dönük olarak korunabilmesi için gerekli bir iyileştirme ayrıca ilave edilmelidir. 

8. Asgari ücret belirlenirken, gelir dağılımında adaleti sağlamaya yönelik olarak ayrıca refahtan pay verilmelidir. 

9. Ücretlerde adaleti sağlamak açısından, en düşük devlet memuru maaşı da dikkate alınmalıdır. 

İşçi temsilcileri, asgari ücret çalışmaları sırasında bu ilkeleri savunmuş ve asgari ücretin bu çerçevede belirlenmesi ve kabul edilmesi için çaba göstermiştir. 

Asgari ücretin belirlenmesindeki göz önünde bulundurulması öncelikli ilke olan ‘çalışanların geçim şartları’ devletin resmi kurumu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ortaya konulmuştur. Asgari Ücret Tespit Komisyonunun verdiği görev doğrultusunda TÜİK çalışanların geçim şartlarını hesaplamıştır. Devletin resmi kurumunun Komisyona sunduğu hesaplamaya göre, 2016 Kasım ayı itibariyle ağır bir işte çalışan bekar bir işçinin aylık harcama tutarı net 1.668,90 TL’dir. Yapılan bu hesaplamada ‘çalışanın ailesi’ dikkate alınmamıştır. TÜRK-İŞ’in (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) 30 yıldan bu yana her ay düzenli olarak yaptığı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırmasına göre tek bir işçinin yaşama maliyeti ise aynı dönem itibariyle net 1.761,74 TL’dir. TÜRK-İŞ ile TÜİK’in verileri uyumludur. Bilindiği üzere, asgari ücret pazarlık ücreti değildir. Bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücrettir. İşçi kesimi, öncelikle TÜİK tarafından belirlenen net tutarın temel alınmasını, sonradan 2017 yılı için öngörülen enflasyon hedefi ile refah payı ilavesi gerektiğini, sonuç itibariyle, bu yöntemle belirlenecek asgari ücretin önemli adım ve başlangıç olacağını Komisyonda ifade ve talep etmiştir. Ancak işçi kesiminin bu talebi bile Komisyonda görev yapan işveren-devlet kesimi temsilcileri tarafından dikkate alınmamıştır. Asgari ücret pazarlık konusu yapılmış ve düşük belirlenerek, oy çokluğuyla kabul ve ilan edilmiştir. Bu yaklaşım gelir eşitsizliğini ve adaletsizliği daha da büyütmektedir. Kararlaştırılan asgari ücret, ülkede uygulanmakta olan ekonomik ve sosyal politikaların bir yansımasıdır. Devlet sosyal koruma görevini iktisaden zayıf olan işçiden yana kullanmamıştır. 

2017 yılı gelir vergisi tarifesi oranlan aynı kalmış, gelir vergisinin sadece ilk dilimi yüzde 3,17 oranında artırılmıştır. Bu düzenleme ile ücretliler bu yıl daha da fazla vergi ödemek zorunda kalmaktadır. Asgari ücretliler üzerinde bile taşınmaz boyutlarda vergi yükü bulunmaktadır. Aynı şekilde, sosyal güvenlik için kesilen prim asgari ücretli için yüksektir. Ancak işverenlerin sosyal güvenlik primi 5 puan indirimi uygulaması yanında işgücü maliyeti artışını karşılamak için ayrıca teşvik verilmektedir. Türkiye, ücretten yapılan kesintilerin yüksekliği bakımından OECD üyesi ülkelerin başında gelmektedir. Ülkemizdeki asgari ücret düzeyi çoğu AB üyesi ülkelerin gerisindedir. Türkiye’nin rekabet şartlarını düşük ücret politikasıyla sağlaması mümkün değildir. Asgari ücret artışını gerekçe yaparak, çalışanların işsizlik ve kayıtdışı istihdamla karşı karşıya bırakmanın doğru bir yaklaşım olmadığı açıktır. Komisyonun işveren-hükümet temsilcileri tarafından belirlenen asgari ücret, işçilerin ve toplumun beklentilerini karşılamamıştır. Bu durumun iş barışını ve sosyal barışı bozabileceği endişesi maalesef devam etmektedir. Ülkenin milli birlik ve beraberliği her şeyin üzerindedir. İşçiler olarak biz bunun gereğini her fırsatta yerine getirdik. Ancak, işçiye karşı yükümlülüklerin yerine getirilmesi beklentimiz karşılanmamıştır. 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işveren-devlet kesimi temsilcilerinin oy çoğunluğuyla belirl'enen asgari ücrete, gerek miktar ve gerek belirleme yöntemi açısından yukarıda sıraladığımız gerekçelerle katılmıyoruz ve işçi kesimi olarak muhalif kalıyoruz.”

 
"100 SORUDA KENTSEL DÖNÜŞÜM" 3. BASKISINI YAPTI PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Pazartesi, 21 Kasım 2016 11:16

“100 SORUDA KENTSEL DÖNÜŞÜM” kitabı yenilendi.

Devamını oku...
 
BİREYSEL ZORUNLU EMEKLİLİK SİSTEMİ PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Çarşamba, 30 Kasım 2016 14:29

İş Hukuku Enstitüsü Üyesi Av. Tuba Oyuktaş, şirketlerin insan kaynakları birimlerini bilgilendirmek için yazdı.

BİREYSEL ZORUNLU EMEKLİLİK SİSTEMİ

Bilindiği üzere, Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 25.08.2016 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan kanun ile 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’ na “Çalışanların otomatik olarak bir emeklilik planına dâhil edilmesi” başlıklı ek madde eklenmiştir. Böylelikle yasa ile getirilen (ve) işyeri bazlı özel emeklilik planlarına yönelik bir uygulama olan otomatik katılım, çalışanların zorunlu olarak bir emeklilik planına dahil edilmesi esasına dayanmaktadır. 


01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girecek zorunlu bireysel emeklilik sistemi, Türk vatandaşı veya 29/5/2009 tarihli 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28'inci maddesi kapsamında kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 45 yaşını doldurmamış olan (ve) hizmet akdi ile bir veya birden fazla işverene bağlı çalışanlar ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının a ve c bentlerine göre çalışanları kapsamaktadır. Buna göre, 4/c kapsamındaki kamu çalışanları da otomatik emeklilik planına dahil olacaktır. 


İşverenler açısından kapsam ise şöyledir:

Her ne kadar Kanun şu an ki hali ile tüm işverenleri kapsamakta ise de; kapsamın değişiklik gösterebileceği düşünülmektedir.  Zira, Kanun’da “Bakanlar Kurulu, bu madde uyarınca emeklilik planına dâhil edilecek işyerleri ile çalışanları ve bu kapsamdaki uygulama esaslarını belirlemeye yetkilidir.” ibaresi yer almaktadır. Dolayısıyla daha sonradan çıkacak bir Bakanlar Kurulu kararı ile bu kapsam değiştirilerek bir kısım işverenler uygulama dışında bırakılabilir. Söz konusu yasal düzenleme gereğince çalışanların, işverenler tarafından bir emeklilik planına dahil edilmesi zorunluluktur. Ancak çalışanın, emeklilik planına dâhil olduğunun kendisine bildirildiği tarihi müteakip iki ay içinde sözleşmeden cayma hakkı bulunmaktadır. 01 Ocak 2017’de işveren tarafından sisteme dahil edilen bir çalışan cayma hakkını işverenin bildirim tarihinden başlayarak iki ay içinde kullanabilecektir. Çalışanın iki ay içerisinde emeklilik planından çıkması durumunda ödemiş olduğu katkı payları varsa hesabında bulunan yatırım gelirleri ile birlikte 10 iş günü içerisinde kendisine iade edilecektir. Bu hususta açık bir düzenleme olmasa cayma hakkı kullanılmasında, işveren tarafından yapılan kesintinin emeklilik şirketine aktarılıp aktarılmadığının önemli olmadığı görülmektedir. Nitekim kanun metininde, işverenin çalışana bildirimi gerçekleştirdiği andan itibaren çalışanın cayma hakkını kullanabileceği belirtilmiştir.Çalışanın bu madde kapsamında cayma hakkını kullanmaması hâlinde, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere,  Devlet katkısı hak etme ve ödeme koşuluna tabi olmak kaydıyla, bin Türk lirası tutarında ilave Devlet katkısı sağlanır. Ayrıca, işveren tarafından ödenenler hariç katılımcı adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarının yüzde yirmibeşine karşılık gelen tutar, şirketler tarafından emeklilik gözetim merkezine iletilen bilgiler esas alınarak Devlet katkısı olarak emeklilik gözetim merkezince hesaplanır. 


Bu şekilde hesaplanacak Devlet katkısı, Müsteşarlık bütçesine konulan ödenekten katılımcıların ilgili hesaplarına şirketler aracılığıyla aktarılmak üzere emeklilik gözetim merkezine ödenir. Şu kadar ki, bir katılımcı için bir takvim yılında ödenen ve Devlet katkısı tutarının hesaplanmasına esas teşkil eden katkı paylarının toplamı, ilgili takvim yılına ait hesaplamaya ilişkin dönemin sona erdiği tarihte geçerli brüt asgari ücretin hesaplama dönemine isabet eden toplam tutarını aşamaz. Söz konusu düzenlemeye göre, katkı payının miktarı ne kadar yüksek olur ise olsun katkı payı ödeyen tüm katılımcılar belirlenen limit dahilinde devlet katkısından faydalanabilecektir. Emeklilik hakkının kullanılması şartına bağlı olmak kaydı ile hesabında bulunan birikimi en az on yıllık, yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana, birikiminin yüzde beşi karşılığı  ek Devlet katkısı ödemesi de yapılacaktır.

 

İki aylık cayma süresinden sonra sistemden ayrılan katılımcılar,En az üç yıl sistemde kalırlarsa Devlet katkısı hesabındaki tutarın yüzde onbeşine,En az altı yıl sistemde kalırlarsa Devlet katkısı hesabındaki tutarın yüzde otuzbeşine,En az on yıl sistemde kalırlarsa Devlet katkısı hesabındaki tutarın yüzde altmışına, hak kazanacaklardır.

 

Sonuç olarak; mevcut düzenlemeye göre sisteme katılan bir çalışan, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu gereğince sisteme giriş tarihinden itibaren en az on yıl sistemde bulunmak koşulu ile 56 yaşını tamamladıktan sonra emekli olmaya hak kazanacaktır. Ancak buradaki “emeklilik hakkı” ifadesi bilinen anlamdaki emeklilik değildir. Çünkü, burada belirli bir emekli aylığını ve oranı söz konusu değildir.  Piyasa  koşullarına göre değerlendirilecek birikimler belirli bir süre sonunda  tasarruf sahibine ödenmektedir. Öte yandan çalışan katkı payı, çalışanın 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi çerçevesinde belirlenen prime esas kazancının (ücret, ikramiyeler, sosyal ödemeler vb. dahil) yüzde üçüne karşılık gelen tutardır. Kesintinin net ücret mi brüt ücret mi üzerinden yapılacağına dair bir düzenleme olmasa da, net ücret üzerinden kesinti yapılması gerektiği düşünülmektedir. 


Bakanlar Kurulu, kesinti yapılacak oranı iki katına kadar artırmaya, yüzde bire kadar azaltmaya veya katkı payına maktu limit getirmeye yetkilidir. Çalışan da plana belirlenenden daha yüksek bir katkı payı ödeyerek dahil olmak istiyor ise, bu talebini işverene iletmesi yeterlidir. Bu tutar, en geç çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü, ilgili Kanun hükümleri uyarınca işveren tarafından şirkete yani belirlenen fon hesabına yatırılacaktır.

Çalışanın katkı payının yatırılacağı fon nedeni ile uğrayacağı zararlardan şirketin sorumlu olabileceği kanaatine varılabilir. Zira, Kanun’ da, “cayma süresince ödenen katkı paylarının değer kaybetmemesini sağlayacak şekilde fon yönetiminden sorumlu olduğu” düzenlenmektedir. Uygulama ise Bakanlar Kurulu kararı ile netleştirilebilecektir. Zira; yasada fon yönetimi dahil uygulamaya ilişkin bir çok hususun “Çalışanın işvereni aracılığıyla bir emeklilik planına dâhil olması, işveren tarafından şirket ve plan belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak kriterler, katkı paylarının yatırıma yönlendirileceği fonlar, işverenin şirket ile yapacağı sözleşme, cayma hakkı, çalışanın işyerinin değişmesi hâlinde işverenin çalışanı bir emeklilik planına dâhil etmesi, işyeri değişikliğinde birikimin aktarılması, çalışma ilişkisi sona eren çalışanın talebi üzerine ilgili emeklilik planına ödeme yapması, ara verme, sistemden ayrılma, Devlet katkısının ödenmesi ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların” Müsteşarlık tarafından belirleneceği ayrıca ve açıkça düzenlemiştir. Bu nedenlerle, bu tarih itibari ile henüz bir Müsteşarlık düzenlemesi/ Bakanlar Kurulu Kararı bulunmasa da, konuya dair ikincil bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu görülmektedir.


Yayınlanması beklenen söz konusu ikincil düzenleme ile emeklilik şirketinin seçimi, sözleşmelerin imzalanması, cayma hakkının kullanımı ve sair işlemler ile ilgili detayların belirlenmesi akabinde, sürecin işveren insan kaynakları birimlerince yürütülmesi söz konusu olabilecektir.

Telefon: 0212 217 9828

http://www.ishukuku.org

Perşembe, 01 Aralık 2016 10:06 tarihinde güncellendi
 
GAYRİMENKUL HUKUKU ENSTİTÜSÜ BAŞKANI AV. ALİ YÜKSEL KENTSEL DÖNÜŞÜM HUKUKU EĞİTİMİ VERECEK PDF Yazdır E-posta
Yazar İŞHUKUKU ENSTİTÜSÜ   
Pazartesi, 21 Kasım 2016 08:41

İstanbul Üniversitesi’nde “Kentsel Dönüşüm Uygulamalı Uzmanlık Sertifika Programı” düzenlenecek.

Program kapsamında Gayrimenkul Hukuku Enstitüsü Başkanı Av. Ali Yüksel, Kentsel Dönüşüm Hukuku eğitimi verecek. 26 Kasım – 24 Aralık 2016 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Kongre Salonu’nda gerçekleşecek olan program cumartesi ve pazar günleri yapılacak. Sabah 09:30’da başlayacak program akşam 17:30’da bitecek ve toplam 72 saat sürecek.

Programın amacı kentsel dönüşüm konusunda kendini geliştirmek isteyen katılımcıları, konunun uzmanları ile bir araya getirerek kentsel dönüşüm hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirmek ve piyasanın ihtiyacı olan nitelikli kentsel dönüşüm uzmanı yetiştirmek.

 

Programa katılım koşullarıysa şöyle;

Belediyelerin kentsel dönüşüm çalışanları

Kamu ve özel sektör kurumlarının yöneticileri ve yönetici adayları

Gayrimenkul brokerları

Mimarlar-Mühendisler, Gayrimenkul değerleme uzmanları

Şehir ve bölge plancıları

Bankacılar

Avukatlar

Kentsel Dönüşüm alanında kariyer yapmak isteyenler Kentsel Dönüşüme ilgi duyan ve alanda uzmanlaşmak isteyenler

 

*Program 30 kişi ile sınırlıdır. Bilgi ve kayıt için: 0212 355 89 81 numaralı telefon ve www.managementplus-tr.com – sem.istanbul.edu.tr adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Pazartesi, 21 Kasım 2016 08:46 tarihinde güncellendi
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 38

İş Hukukuyla İlgili Linkler